Kılıçdaroğlu: Ufku tıkanan bir anlayış Türkiye’yi geleceğe götüremez

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Manisa’da Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile buluşmasında konuştu. Vatandaşın içtiği suya bile 5 çeşit vergi ödediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, ” Eğer vatandaş bu vergiyi ödüyorsa bunu harcayanın da hesap vermesi gerekir. ‘CHP köprülere yollara, karşı’ diyorlar. Neden karşı olalım? Biz köprülere, yollara karşı değiliz. Biz sadece ‘yolu, köprüyü kaç paraya yaptın?’ diye soruyoruz. Vatandaştan aldığın vergiyi nasıl harcadın, yolsuzluk var mı? Biz bunu soruyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de tek eksiğin namuslu siyaset olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ” Halkını düşünen, ülkesini düşünen namuslu siyasetçilere ihtiyacımız var” diye konuştu. 24 Haziran seçimlerini kritik bir seçim olarak niteleyen Kılıçdaroğlu, ” Çünkü bu seçimde Türkiye’nin geleceğini oylayacağız. Ufku tıkanan bir anlayış Türkiye’yi geleceğe götüremez” dedi.Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarından satırbaşları şöyle:Sanayicinin bir özelliği var. Sanayici kendisini aşmış kişidir, ekonominin kamu görevlisidir. Sanayici kendisini değil, ülkesini düşünür. Yatırım, ihracat yapacak, rekabet edecek ve dünyada tu tunmaya çalışacak. Yerinde durmak yoktur, sürekli çalışmak vardır. Ruhunda teknoloji ve bilimi sürekli takip etmek vardır. Esnaf arkadaşlarımız da var. Esnaflar devlete yük olmazlar, tersine sırtında taşırlar. Onların da sanayiciler gibi sorunları var. Sorunu olmayan yok. Soru şudur, sorunları nasıl çözeceğiz? Ortak aklı kullandığımız zaman çözülemeyecek sorun yoktur. Atacağımız adımlar ne olmalı, 21. yüzyılın Türkiyesi’ni nasıl inşa edeceğiz? Sadece politikacıların değil, düşünen herkesin ortak görevidir. 21. yüzyılı nasıl yakalayıp, çıtayı atlayacağız ve orada kalıcı olacağız?ORTAK AKIL VE DOĞRU PLANLAMA İLE BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZERİZSorunu olmayan hiç kimse yoktur. Asıl mesele bu sorunları nasıl çözeceğimiz. Ortak akıl ve doğru planlama ile bütün meselelerimizi çözebiliriz. Hükümeti eleştir deseniz sabaha kadar eleştiririm ama bu bize bir fayda sağlamaz. Biz geleceği inşa etmemiz bunun için çalışmamız gerekiyor.Ülkede tam demokrasi olmalı. Tam demokrasi sağlanırsa dünyada saygın bir konuma gelirsiniz. Düşünceler açıkça ifade edilirse, bilimsel gelişmeler artar. Demokrasi ve tam bağımsız adaleti tesis etmek zorundayız. Bunun için öncelikle 80 milyonu temsil edecek bir cumhurbaşkanı seçmemiz gerekiyor. Bu nedenle sayın İnce aday olurken göğsündeki CHP rozetini çıkardı yerine Türk Bayrağı rozetini taktı.MEDYANIN BAĞIMSIZ OLMASI GEREKİRMedyanın bağımsız olması gerekiyor. Çünkü medya halk adına gücü yani siyesi erki denetleyen yapıdır. Bu nedenle medyaya 4. güç denir. Bunun için Medya patronunun medyadan başka bir işi olmamalı. İhale almak için medya patronu olmamalı. Medya çalışanlarının sendikalı olması zorunlu olmalı. Böylece korkmadan patronunu bile eleştirebilir.Vatandaş içtiği suya bile beş çeşit vergi ödüyor. Eğer vatandaş bu vergiyi ödüyorsa bunu harcayanın da hesap vermesi gerekir. ‘CHP köprülere yollara, karşı’ diyorlar. Neden karşı olalım? Biz köprülere, yollara karşı değiliz. Biz sadece ‘yolu, köprüyü kaç paraya yaptın?’ diye soruyoruz. Vatandaştan aldığın vergiyi nasıl harcadın, yolsuzluk var mı? Biz bunu soruyoruz.Ekonomi çok önemli. Demokrasiyi sağlayacağız, ikinci adımımız ekonomi. Beton ekonomisi mi, üretim ekonomisi mi? Bu tercihte bulunmalıyız. Tercihimiz üretmekten yana. Sadece fabrika değil, tarlada çiftçi, sanatçı sanat eserini. Lokanta, otel hizmet üretecek. Sanayide neyi üreteceğiz. Sayın Başbakan’ı dikkatle dinledim. Televizyon üretimi olduğunu söyledi, güzel. Ama çip üretmiyorsanız başkalarının ekranlarını kullanmak zorunda kalırsınız.21. yy’de katma değerli üretim yaptığınız zaman Türkiye’nin yıldızı parlar. Nasıl üreteceğiz. Üniversite bilgi üretecek. Neden diyoruz, YÖK kaldırılsın? Sadece 2013 yılında Güney Kore’nin Samsung markasının ürettiği patent sayısı cumhuriyet tarihinde Türkiye’nin ürettiği patent sayısının 15 katı.TÜRKİYE’NİN BÜYÜK BİR SIÇRAMA YAPMASI LAZIMTürkiye Güney Kore’den önce otomobil üreten ülkedir. Güney Kore şaha kalktı, biz kaplumbağa gibi ilerliyoruz. Türkiye’nin büyük bir sıçrama yapması lazım. Bunu yapmadığınız zaman dünyada söz sahibi olamazsınız.Dijital çağı yakalamalıyız, yoksa gerilere düşmüş oluruz. Bunu teşvik sistemi, akılla, matıkla yakalayacağız. Formulümüz var. Vergi ve sigorta primini ödeyen herkese ödediği sigorta primi kadar 1 yıl sıfır faizli kredi vereceğiz. Bankalara faizi dönemin hükümeti ödeyecek. Para ve kaynak var. Bütün mesele akılcı politika üretmekte.Teknoloji liseleri kuracağız. İş garantili eğitim olacak. Ara eleman sıkıntısı mı çekiyordunuz, buyrun. O bölgenin ihtiyacına göre müfredat ve alanlar belirlenecek. Ara eleman sorunu çözülecek.Türkiye’de tek eksik namuslu siyaset. Halkını düşünen, ülkesini düşünen namuslu siyasetçilere ihtiyacımız var. Biz bunları söylediğimiz zaman ‘kaynak var mı?’ diyorlar. Var efendim. Yurt dışındaki tefecilere ödediğiniz 151 milyar doların kaynağı ne ise, yurt içindeki tefecilere ödediğiniz 687 milyar lira borç faizinin kaynağı ne ise bizim kaynağımız o. Osmanlı’yı batıran ve çöküşe götüren dış borcuydu. Türkiye Cumhuriyeti de çöküşe sürüklüyorlar.24 Haziran seçimi kritik bir seçimdir. Çünkü bu seçimde Türkiye’nin geleceğini oylayacağız. Ufku tıkanan bir anlayış Türkiye’yi geleceğe götüremez.HEDEFİMİZ ÜRETİM EKONOMİSİNE GEÇMEK1925 yılında Kayseri’de uçak fabrikasının temeli atıldı. Kendi denizaltımızı yapıyorduk. Etibanklar, Et Balık Kurumları, Toprak Mahsulleri Ofisi kuruldu. Reçete belliydi; inançla yolumuza devem edeceğiz, özümüze döneceğiz. Bugün gerilerdeyiz. Yarışa başladığımız ülkelerden çok gerideyiz. Dijital çağı yakalamak zorundayız. Bunu yapamazsak geride kalırız. Bunu nasıl yapacağız? Teşvik sitemiyle neyi nasıl üreteceğiz, akıllı bir planlamayla üretimi, ekonomiyi nasıl yapacağız? Formülümüz var, projemiz de var. Vergi ve sigorta primini tam ödenmek kaydıyla bunu yapan her sanayiciye ödediği vergi ve sigorta kadar bir yıl süreyle sıfır faizli kredi vereceğiz. Yeter ki yapsın. Bankalara faiz ödenecek. Bunu dönemin hükümeti ödeyecek. Kaynak var mı? Evet kaynak var. Bütün mesele akılcı politikalar üretmekte. Akıl akıldan üstündür, her şeyi ben bilemem eğer aklımız varsa bunu kullanacağız. Ortak aklı inşa edeceğiz. Buna eskiden planlama denirdi. Her ailede planlama vardı. Her kurumda planlama vardır. Çok şükür biz planlama teşkilatını kapattık. Bunu yeni normlara uygun olarak yeniden inşa edeceğiz. Dünyayı en iyi gözleyenlerden oluşacak bir bilgi politikaları kurulu kuracağız. İkinci hedefimiz bu üretim ekonomisine geçeceğiz.YÜZDE 10 BARAJI DARBE HUKUKUNUN SONUCUDURMuharrim İnce’yi aday gösterirken Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağını taktık. Bu açıdan bizim cumhurbaşkanı adayımızın diğerlerinden büyük bir farkı vardır. Biz demokratik parlamenter sistemi inşa etmek zorundayız. Bunu söylediğimiz zaman şu eleştiri geliyor, eski sisteme dönmeyeceğiz, onu en çok eleştiren biziz, biz, demokratik sistemi geliştirip dünyada söz sahibi olmak istiyoruz. Demokrasinin dört temel ayağı vardır. Dördü bağımsızdır ama birbirini denetler. Parlamento yanlış kanun çıkartır ama yargı onu denetler. Yargı yanlış bir şey yapabilir üst mahkeme bunu düzeltecektir. Demokrasilerde denetlenmeyen hiçbir makam yoktur. Yeni modelde olması gerekenler nedir? Dört ayak yeterli mi? Hayır. Yüzde 10 seçim barajı olması darbe hukukunun sonucudur. Yüzde 34 oy alıyorsunuz. Parlamentoda yüzde 65’i temsil ediyorsunuz. Bu olmaz. Demek ki seçim kanununun değişmesi lazım. Kadın erkek eşitliği diyoruz. Niçin? Kadınlar için seçim yasasında cinsiyet kotası getiriyoruz. Biz kendi tüzüğümüzde yaptık ama seçim kanununda da olması lazım. Yeterli mi? Hayır. Yurt dışı seçim çevresinin olması lazım. Milletvekili çıkartamıyorlar. Bunun adı demokrasi mi? Oy kullanacaksın ama milletvekili çıkartamıyorsun. Onlar da gelip sorunlarını anlatmalılar.ELİN OĞLU UZAYDAKİ ALTINI DÜŞÜNÜYORDünyanın hiçbir başbakanı, devlet başkanı ‘yol yaptık, çamaşır makinesi yaptık’ diye övünmez. Elin oğlu uzaydaki altını kendi ülkeme nasıl getiririm; bunu düşünüyor. Bunları yapmamız lazım. Sosyal devlet bunun için önemli. Dünyaya meydan okumayla ekonomik büyüme olmaz. Birikimle olur. Japonya dünyaya meydan mı okuyo? Teknolojiyle, arabasıyla okuyor. Birikimle, bilgiyle bunları yapıyor. Biz dışarıdan getiriyoruz. Madeni yok, asansör üretiyor bize satıyor, niye biz yapamıyoruz? Hangi gerekçeyle yapamıyoruz? Oturup düşünmemiz lazım. Bu yeter mi? Hayır. Demokrasi tamam, üretim ekonomisi tamam, sosyal devlet tamam. Ama sürdürülebilirliği yapmamız lazım. Bunu yapmadığımız zaman durduğumuz yerde geriye düşeriz. Süratle sürekli eğitim lazım. Şu sorunun cevabını merak ediyorum. 16 yılın sonunda çocuklarımızın yüzde 90’ı niçin niteliksiz okullara gidiyor. İş dünyasının esnafın düşünmesi lazım. Eğitime önem vermeyen ülkenin geleceği yoktur, büyüme şansı yoktur; başkalarının politikalarını uygulayan bir ülke haline süratle dönüşür. Eğitimi sisteminin tepeden tırnağa değiştirmemiz lazım.HUZUR İÇİNDE BİR ARADA YAŞAMAK İSTİYORUZSayın Erdoğan ekonomi konusunda hiç konuşmuyor. ’25’inden sonra’ diyor. O zaman yapacaklarını anlat; anlatmıyor. Ufku tükenen siyasal anlayış Türkeyi’yi geleceğe taşıyamaz. Sayın Muharrem İnce cumhurbaşkanı olduğu zaman 4 Ortadoğu ülkesinin başkanlarını ziyaret edecek. Neden kan akıyor? Bu Ortadoğu ülkelerinde akrabalarımız var, ortak kültürümüz var. Kız alıp veriyorlar. Neden kavga ediyoruz? Hangi gerekçeyle kavga ediyor? 4 ülke bir araya gelecek. Barış varken neden kavga ediyoruz? En büyük gelişme bizde olacak, burada not alıyorum. Ortadoğu’da barış ve iş birliğini hayata geçirdiğimiz andan sonra Türkiye dolara boğulacak. ‘Faizi yükseltin, size dolar vereyim’ diye kimse diyemeyecek. Büyüyen Türkiye’ye bakın, bölge liderliğine bakın. ‘Egemen güçler buna izin vermez’ diyorlar. Dört ülke bir araya geldiği zaman bunu yaparız. Bütün mesele; akılcı ve tutarlı politika üreteceğiz. Egemen güçlerin isteğiyle politika üretirsek batarız ve Türkiye o noktadadır. Bu ülkenin birlikte yaşamaya ihtiyacı var. Huzur içinde bir arada yaşamak istiyoruz.

Ücretsiz Wordpress Temaları çiçek tohumu Migren Ameliyatı