TÜRKİYE ABD NATO AYIDAN POST OLMAZ

Bu krizle Türkiye bugüne kadar uyguladığı denge politikasını da terk etmek zorunda kalmış durumda. Yani ABD-NATO ile Rusya-Çin ekseni arasında uygulayabildiği çıkarları merkeze alan ve her iki tarafla da iyi geçinen bir ülke olmaktan çıkarak tamamı ile ABD-NATO eksenine mahkûm kalacak ve çokça taviz vermek zorunda kalacak. Kısacası uçak krizi esas olarak Türkiye’nin göreli özerk dış politika anlayışının sonunu getirdi.
Malum ülkelerin; kendilerine seçti;ği simgeler vardır mesela ABD Kartal’ı, Rusya ise ayı olarak temsil edilir. Her iki hayvan da kendi coğrafyalarının hayvanlarıdır. Kartal çevik; gücü temsil ederken Ayı Kaba gücü temsil eder. Rusya Ayı olarak resmedilirken verilmek istenen mesaj da budur ve Batıda Rusya hep böyle; algılanır yani çok güçlü ama kaba.

Türkiye;&rsquonin; Rus uçağını düşürmesi; de aslında bu kaba güce; kafa tutma teşebbüsüdür.; Açıkçası şu ana kadar hiç kimsenin kafa tutmak istemediği bir güce; alenen saldırarak meydan okuyor. Rusya gibi bir gücün; şimdilik NATO hatırına askeri olarak cevap vermediği görülüyor; ama Türkiye; Rus uçağı düşürdük; Rusya da pıstı havasında davranmaya devam ederse başına çok dert açar.

Nitekim Türkiye; Rusya ilişkileri olağanüstü gerilirken ve tansiyonun düşmesi yönünde; çağrılar tavan yapmışken dün; Türkiye&rsquonin azeze gönderdiği yardım konvoyu Türkiye yanlısı muhaliflerin iddiasına göre; Rus uçakları tarafından vuruldu. Söz konusu hava saldırısı esnasında Türkiye 7 insanını kaybetti. Dahası Rusya Lazkiye&rsquodeki hava üssüne; S-400 füzeleri; yerleştirme, Akdeniz&rsquoe; amiral gemisi Moskova&rsquoyı gönderme; kararı almakla kalmadı bundan sonraki bombarduman uçaklarına avcı uçaklarının eşlik etmesi ve en ufak bir saldırı ihtimaline karşı tereddütsüz; vur emri vermekle kalmadı, bir de üstüne; askeri anlamda hataların önüne; geçmek için; kurumasına ramak kalan telefon hattını iptal etti. Yani Türkiye&rsquonin bundan sonra sınıra yaklaşan bir uçağı vurmaya kalkması halinde Rusya buna çok ağır cevap vereceğini açık ve net bir biçimde ortaya koydu.

Bununla sınırlı kalınmadı Türkiye; ile Rusya arasındaki ticaret ilişkileri tersine dönerek bir ticari savaş noktasına evrilme yoluna girdi. İlkin Türkiye&rsquoden beyaz et alımı ertelendi, ardından Türkiye&rsquoye giden Rus turistler geri çağrıldı ve Türkiye&rsquoye Rusya&rsquodan kimsenin gitmemesi istendi. Yani Ticari savaşın ilk adımları geldi. Her ne kadar beyaz et alımının durdurulması kararı içeri de bir ambargo olarak yorumlanmasa da pek çok; yorumcu bunun ticari savaşın ilk adımı olduğu düşüncesinde.

Kısacası görünen; o ki Türkiye çokça yatırım yaptığı Suriye Türkmenlerine yönelik bombalamayı kabul etmeyeceğini Rusya&rsquoya sert bir dille iletse de bunun ağır sonuçları olacağı da açık.

Herkese önceleri; soğuk savaş yıllarında bile kimsenin bu denli ağır bir tahrike girişmediği bu uçak; düşürme eyleminin niye olduğunu sordu durdu. Öyle ya söz konusu hava sahası ihlali anlık denecek bir süreyi içeriyor yani 17 saniye. Türkiye&rsquonin pilota dönük; uyarıları da yayınlandı. Bu iki olgu yana yanan geldiğinde Türkiye bilinçli olarak Rusya&rsquonın uçağını düşürerek Rusya&rsquoya kendisinin sert bir oyuncu olacağı mesajını iletmiş oldu. Bu sert oyuncu mesajının ardında ise Rusya&rsquonın Türkiye&rsquonin ısrarlı uyarılarına rağmen Türkmen dağının bombalanması olduğu açık. Nitekim AK Parti Sözcüsü Ömer; Çelik Türkmenlere yönelik her askeri hamlenin karşısında Türkiye&rsquoyi bulacağını söyledi.

Lakin sorunlu nokta şurada Rusya tarafından bombalanan bölge; ile ilgili yapılan açıklamalara bakılırsa buradakiler sadece Bayırbucak Türkmenlerinden ibaret değil. Tersine bölgede ağırlıklı olarak hem Rusya hem de ABD tarafından Terörist sayılan El Kaide unsurları yani Nusra ve ona yakın çizgide olan geçen yılda ABD IŞİD ile savaş kararı aldığında IŞİD&rsquoe desteğini açıklayan,Suriye sahasında da IŞİD&rsquoe; Nusra kadar yakın duran Vehhabi Selefist Cihadçılardan Ahraru Şam var. Yani batı dünyası tarafından da Rusya tarafından da hiç de müttefik ya da ılımlı olarak görülmeyen unsurlar. Bu durumda Türkiye aslında bölgede Suriye ordusu karşısında en güçlü savaşçı birim olan Fetih Ordusunun vurulmasına karşı olduğu, ama bunu doğrudan dillendiremediği için Bayırbucak Türkmenlerini koz olarak öne sürdüğü düşünülmekte. Bu da Teröristlere yardım ve yataklık eden Türkiye imajının boşa çıkmasına pek de elverişli olmayan bir durum yaratıyor.

Dahası var bölge ile ilgili bilgileri önemsenen yazarlardan Fehim Taştekin oradaki Türkmen unsurların da pek de temiz olmadığını Nusra&rsquoya yakın olduklarını Fetih Ordusunun yani Suriye&rsquodeki Cihatçı Vehhabi Selefilerin ağırlık merkezi oluşturduğu silahlı güce mezhebi anlayış olarak yakın olduğunu belirtiyor. Türkiye; konusunda zaten batı kamuoyundaki algı pek temiz değil bu verilerle durum daha da sıkıntılı hal alıyor. Rusya&rsquonın Türkiye&rsquoyi pek de önemsemeyen tavrı haklı olarak Türkiye ile olan dostane ilişkiler bakımından uygun olmayan bir tavırdı ve Türkiye; çok doğal ve haklı nedenler ile bundan pek de hazzetmiyordu. Nitekim dün de pilota yapılan uyarılar açıkça; Pilot tarafından önemsenmemiş görünüyor.

RUSYA TÜRKİYE&rsquoNİN KOLUNU KANADINI KIRMA ÇABASINA GİRDİ

Herkesin üzerinde; ittifak ettiği konu şu Türkiye; ile Rusya arasındaki ilişkilerin gerilmesi Rusya&rsquon;ın bölgeye; girip Esed karşıtlarını vurması ile başladı. Açıkças;ı Türkiye; Rusya&rsquon;ın bölgede; IŞİD&rsquoten; daha fazla bölgedeki; en güçl;ü direniş odağı konumundaki Fetih Ordusunu vurmaya başladığından beri bundan rahatsız olduğunu defalarca dile getirdi. Ama Rusya bu konuda Türkiye&rsquoyi; ve Batı ittifakını hiç umursamadığı gibi bu tavrı &ldquoSiz teröristleri vurmamı istemiyorsunuz çünkü onları siz besliyorsunuz bundan dolayı ben bölgede YPG ve SMKD Dışında Ilımlı muhalefet görmüyorum. Dahası buradaki terör örgütleri daha çok Kafkas kökenli ve benim başıma bela olacak dolayısıyla ben buradakileri temizleyeceğim ve bana mani olmaya kalkanı da dikkate almayacağım” şeklinde oldu. İşte Rusya ile Türkiye arasındaki iplerin kopması da böyle; başlamış oldu. Ancak ilişkilerdeki esas gerginlik Rusya&rsquon;ın Türkiye&rsquonin Suriye politikasında Sınırın kendine yakın bölgelerini kendi elinde tutma çabalarını akamete uğratan askeri hamlelerinden dolayı kopma noktasın gelmiş oldu. Askeri Uzman Metin Gürcanlı&rsquon;ın bu konudaki tespitleri krizin arka planına ışık tutacak halde.

&ldquoEsad; rejimine ait savaş uçakları 19 Kasım&rsquodan bu yana Suriye&rsquode en çok nereyi bombalıyor sorusuna verilecek cevap kuvvetle muhtemel Lazkiye&rsquonin kuzeydoğusundaki ve Halep batısındaki yaklaşık 90 bin Türkmenin yaşadığı ve yaklaşık üç buçuk yıldır muhaliflerin kontrolünde olan Bayırbucak bölgesi olur. Türkiye sınırına 15 kilometre ve Lazkiye&rsquoye; hâkim konumdaki Türkmen Dağı ile daha kuzeyindeki Kızıldağ bölgesinin güneyindeki Gımam köyünü hedef alarak başlayan bombardımana İranlı Şii milis gruplarının yanı sıra Esad rejim güçlerinin kara taarruzları eşlik ediyor. Bayırbucak’taki Acısu, Fırınlık ve özellikle Kızıldağ bölgelerinde üç gündür süren yoğun bombardımana Rus SU-25, Rus SU-24&rsquolerin havadan destek verdiği Suriye ordusunun MIG-29 savaş uçakları katılıyor. Al-Monitor&rsquoun Yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, havada Rusya, karada İranlı Zülfikar Tugayı&rsquona bağlı Şii milisler tarafından desteklenen Esad güçleri Hatay’ın tam güneyine düşen ormanlık Türkmen dağı bölgesinde kontrolü ele geçirdi. Çatışmalar 22 Kasım&rsquodan bu yana Kızıldağ’ yoğunlaştı. Rusya ve İran tarafından desteklenen Esad güçlerinin karşısında ise Türkmen Dağı’na konuşlu Sultan Abdülhamid ve Sultan Murat Tugayları, Fetih Ordusu bileşenleri, Ensaruddin Cephesi ve yine yerel kaynakların bildirdiğine göre bölgeye gönderilen 500 Nusra Cephesi savaşçısı var. Kısacası, aslında bu küçük; bölgede Şii milis destekli Esad güçlerinin yaklaşık 10 bini bulan askeri ile Türkmenler, Fetih Ordusu ve Nusra Cephesi&rsquonden oluşan yaklaşık altı bin kişilik bir direniş ittifakı arasında resmen bir meydan muharebesi yaşanıyor.

… Gazi Üniversitesi;&rsquonden; Doçent; Dr. Mehmet Akif Okur&rsquoa göre; Rusya ve İran’ın paramiliter güçleri ile desteklenen Esad güçleri Viyana görüşmelerinde şekillenen yol haritasında öngörüldüğü şekilde BM Güvenlik Konseyi tarafından ilan edilecek bir ateşkes öncesinde kendilerince en elverişli olan sınırlara ulaşmak istiyor. Okur bunu şöyle anlatıyor: &ldquoSahadaki emarelere baktığımızda görünen o ki PYD ve Esed rejimi dışında Suriye&rsquoye sınır irtibatı olması istenmiyor. Yani tersten Türkiye&rsquonin Suriyeli Sünni kitle ile bir sınır irtibatı olmaması isteniyor. Suriye PKK&rsquosı olarak tanımladığım PYD, Esad rejimi, Rusya ve İran arasında belirdiğini gözlemlediğim bir ittifak, bu resmi defakto olarak Türkiye&rsquoye dayatıyor. Bu ittifakın bir Suriye tasavvuru var. Bu dayanışmanın en önemli; parametrelerinden biri de Türkiye&rsquonin Sünni nüfusla irtibatının kesilmesi&rdquo. IŞİD&rsquole asıl askeri mücadelenin BM Güvenlik Konseyi tarafından ilan edilecek ateşkesten sonra başlayacağını düşünen Okur&rsquoa göre; şu an Haseke bölgesinden çekilen IŞİD de Halep-İdlib hattından çekilme; emaresi gösterirse Rusya ve İran tarafından desteklenen Esad güçlerinin bu boşluğu doldurması için Bayırbucak’ı tutması ve bu bölgeden; doğuya doğru genişlemesi gerekiyor. Okur şöyle devam ediyor: &ldquoBir; diğer ihtimal de Viyana takviminin işlememesi. Bu durumda da taraflar sahada fiilen kim nereyi kontrol ediyorsa onun üzerinden; bir güç paylaşımına gidecek. Bu nedenle de Lazkiye kuzeyini ve Suriye-Türkiye sınır hattını domine eden Bayırbucak Esad güçleri için; elde tutulması gereken stratejik önemde bir yer&rdquo. Bayırbucak&rsquoa operasyonların başlamasının ardından kritik önemdeki Gımam bölgesinin düşüşüne; kadar herhangi bir görünür hamle yapmayan Türkiye saldırıların iyice ağırlaştığı son iki günde Rusya’yı bölgede düzenlediği saldırılardan ötürü kınadı. Daha sonra Rusya’nın Ankara Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığı’na çağıran Türk tarafı Büyükelçi; Andrey Karlov’ saldırılardan duyduğu rahatsızlığı ifade etti.”[1]

ABD VE NATO TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT

Ancak Türkiye&rsquoyi; bu krizi derinleştirme durumunda bırakanlar tam anlamı ile çifte; standartlı bir politika izlemekteler. En başta ABD Hem Türkiye&rsquoyi Suriye&rsquode daha aktif bir rol oynamaya teşvik eden hatta daha doğru bir ifade ile zorlayan konumda, hem de Rusya ile kurulan denge politikasını kendi lehine bozdurdu.

Obama içeride Cumhuriyetçilerin Rusya&rsquoya çok; taviz verildi şeklindeki baskısı ile karşı karşıya bu da Obama&rsquoyı sıkıştırsa da Obama başkanlık döneminin sonun geldiğinden ve ABD&rsquoyi çok; zorunlu olmadıkça bir savaşın içine doğrudan çekmeme politikası izlese de Türkiye;&rsquoyi özellikle Rusya ve suriye konusunda ileri karakol konumuna itekliyor. Türkiye bugüne; dek sürdüre geldiği özerklik ve öncelikli; olarak kendi çıkarlarımız eksenli dışı politikadan adım adım uzaklaştırıldı ise bunda ABD&rsquonin Türkiye&rsquonin zayıf noktalarına iyi oynaması önemli bir etken oldu. Öncelikle ABD Hükümette; bulunan AKP ve Erdoğan’ın iktidara mecbur olduklarını iyi çözümlemiş durumda ve onu sürekli bu alanda diken üst;ünde; tutan bir konumda. İkinci olarak Türkiye;&rsquode devletin değişmez bölünme temelli Kürt fobisini de iyi okudu. PYD ve PKK arasındaki ilişkiyi iyi kullanarak Suriye&rsquodeki Kürtleri IŞİD mücadelesinde silahlandırarak bu arada PKK&rsquonın barışı bozmasına göz; kırpacak hamleler yaparak PKK yönetiminin; zihnini bulandırdı. Çok zorlanan hükümet; de önemli; kozu olan Kürtlerle; barışa son vermek zorunda kaldı. PKK ile mücadeleyi ABD ile yakınlaşmadan sürdüremeyeceğini bilen hükümet de İncirliği ABD&rsquoye; açarak; ve daha önce; son derece çekimser; davrandığı IŞİD&rsquode; de yönelik; küçük; çaplı bir müdahale ve içerdeki militanlara dönük; operasyonlar yaparak IŞİD karşıtı koalisyona katıldı. Aslında Türkiye&rsquonin IŞİD hamlesindeki maksadın PYD ile sınırdaş olmak istemediği sonraki süreçte; net olarak anlaşıldı. Türkiye ABD ile kurduğu ilişki sonucu kendisine karşı açılan Kürt; kartını bir nebze olsun frenleyebildi ve en azından şimdilik Rojova kantonlarının birleşerek koridor oluşturmasını engellemiş oldu. Ama bu kadar ABD halen Türkiye tarafından yapılan tüm itirazlara rağmen PYD&rsquoyi kendi kara güc;ü gibi kullanmaya devam ediyor. NATO&rsquonun; yani diğer batılı güçlerin de politikası farklı değil Türkiye&rsquonin güvenli bölge talepleri ısrarla geri çevriliyor.

Kısacası Türkiye&rsquoyi kışkırtanlar Rusya krizinde ise tamamı ile yalnız bıraktılar. Aslında tüm bunların tek bir amacı var Türkiye&rsquoyi Suriye&rsquode ABD&rsquonin kara ordusu yapmak aslında son uçak krizi ile Rusya&rsquonın tam da istediği şey bu yani Türkiye Suriye&rsquoden bir biçimde içeriye girse de ben de Türkiye;&rsquoyi ezsem şeklindeki beklenti. Görülen o ki dış politikayı bir iç politika haline getiren Türkiye bu riske de açık.

RUSYA İSTEDİĞİNİ ALDI KAYBEDEN İSE TÜRK;İYE OLDU

Rusya&rsquon;ın Suriye de istediğin almak için; Türkiye;&rsquonin; elini zayıflatması ve bunun içinde; onu provoke ederek ondan istediğini alacağını söyleyen; gerçek; gündem; sitesi yazarlarından Gürb;üz; Evren Rusya kaynaklı bir strateji makalesine dayanarak şunları yazıyor.

&ldquoRusya, Suriye&rsquode; uzunca bir süredir; beklemedeydi. ABD önc;ül;üğündeki; koalisyonun IŞİD ile mücadele; adı altında bölgedeki; en önemli; müttefiki; Esad’ı devirme planlarını izledi. Gerek Esad’ın devrilmesi gerekse IŞİD ile mücadele; konularında Türkiye&rsquonin; öne; çıkan bir politika izlediğini ve Suriye&rsquoye; müdahale; konusunda batılı koalisyon tarafından öne; sür;üld;üğün;ü görd;ü.;

Yapması gereken belliydi, Türkiye; sınırındaki 3,5 yıldır Ankara destekli cihatçıların elinde olan Türkmen; bölgesinin; yeniden Suriye ordusunun kontrolüne; geçmesi; için; karadan ve havadan operasyon başlatarak, sığınmacı akınını hızlandırarak, hava sahasını da daha sıklıkla ihlal ederek, Türkiye;&rsquonin; tepkisini alacaktı. Türkiye;&rsquonin; eninde sonunda bir Rus uça;ğını düşürmek; zorunda kalacağı biliniyordu. Rusya da, bunun olması için; ihlallere hız verdi.

Türk uçaklar;ının atacağı güd;üml;ü füzelerin; fark edileceği ve pilotların da, uçak isabet almadan atlayacağı bilindiği için kayıp, sadece bir uçakla sınırlı kalacaktı. Rusya böylelikle; asıl hedefine sadece 1 uçak; kaybederek ulaşacaktı. O da, Türkiye;&rsquonin; uça;ğını düşürmesinden; sonra tavrını sertleştirme ve Suriye politikasında tamamen söz; sahibi olma noktasında gelmekti.

Savaş uça;ğı, NATO üyesi; Türkiye; tarafından düşürülmüş bir Rusya, artık Suriye&rsquode; istediği politikayı uygulayacak psikolojik havayı yakalamış olacaktı. Türkiye; sınırında kontrolü sağlamak için; de Suriye ordusu ile çok; acımasız operasyonlar yapabilecekti.

Bunları nereden uyduruyorum, Rusya Savunma Bakanlığı&rsquon;ın sitesinde, Rus uçaklar;ı Suriye&rsquode; operasyona başlamadan, yaklaşık 1 hafta önce; Vladimir Pavlov takma ismiyle, Genelkurmay istihbarat dairesi başkanı olduğu iddia edilen bir General (Anatoliy) Suriye konulu uzun bir yazı yazmıştı. Bu yazının özeti; daha sonra The Moscow Times gazetesinde ve Le Parisien gazetesinde, Suriye&rsquode; olabilecekler başlığı altında yayınlandı. Anahtar cümle; ise, &ldquoBat;ılıların Esad’ın ülke; geleceğinde yeri yok iddiasında olduğu Suriye krizinde ve buna bağlı tutukları IŞİD krizinde anahtar ülke; Türkiye;&rsquodir.; IŞİD&rsquoli; Çe;çenlere; göz; yuman ve Esad’ı devirmeye hevesli Türklerin çatışma içine; çekilmesi; Rus politikasını kolaylaştırır. Bunun için; gerekirse 1 uçak; feda edilebilir. Böylesi; bir krizin sonrasında köpürmüş bir Rusya&rsquoy;ı kimse karşısına almak istemez&hellip.;”[2]

Bölgeden gelen haberlere bakılırsa Suriye eskisinden daha sert vurarak ve Özellikle; de Türkiye; sınırına yakın yerlerdeki operasyonlarını çoğaltarak Türkiye&rsquoyi; adeta tahrik ediyor, Türkiye;&rsquode; buna dön;ük; olarak sınıra daha fazla tank sevkiyatı yapıyor. Muhtemelen Rusya&rsquonın ittirmesi ile Türkiye&rsquoye; PYD tarafından bir gerekçe; sunulması ya da sınıra yönelik yeni göç dalgasını kompanse etmek amacı ile sınırı aşacak Türkiye; istenilen fırsatı sunabilir. Ancak Türkiye; ABD desteğini almadan sınırı geçerse ne olacağını çok iyi bildiğinden bir başka karşı hamle ile Rusya&rsquon;ın oyununu boşa çıkarmış olacaktır. Muhtemelen Türkiye; ABD&rsquonin; &ldquoI;ŞİD&rsquoten; temizlenmiş bölge;” projesi kapsamında ABD ile ortak bir operasyonla mare hattına yerleşerek, üstelikte; hem IŞİD karşıtı mücadele; içinde; yer almak, hem de insani misyonla bölgede; olmak gerekçesi; ile sınırın kendine yakın bölgelerine; yerleşecek ve bölgede; bir filli tampon bölge; oluşturacaktır. Böylece; Türkiye; hem Rusya&rsquonın blöfünü görmüş hem de ABD&rsquonin; korumasını garantilemiş bir halde Suriye&rsquoye girmiş olacaktır. Yani aslında burada bu krizden esas fayda sağlayan Türkiye; olacaktır. PYD ise böyle; bir durumda Rusya&rsquoya; daha fazla yaklaşarak bu hamleye karşılık verecektir.

Körfez; ülkeleri; de dâhil; Suriye&rsquode; aktif olan ülkeler; kendilerini yeni duruma ayarlarken, Türkiye; bölgesel; politikalarındaki Esed takıntısını gideremedi. Türkiye bu Yeni ittihatçı Kızılelma anlayışından vazgeçmedik;çe; de gücüyle; orantısız durumunun yaratmış olduğu sorunlardan kaçamayacak.

ŞU AN ODAK EKONOMİ ANCAK ASKERİ SEÇENEK; TÜRK;İYE&rsquoYE; BAĞLI

Financial Timeste yer alan ekonomiye odaklanılacak şeklindeki haber Lavrov&rsquoun; Türkiye; ile savaşmak niyetimiz yok açıklaması ile uyumlu. Habere göre; Rusya düşen uçakla; ilgili olarak Türkiye;&rsquoden; tazminat talep edecek. Bu da şu an için; Rusya&rsquon;ın Türkiye;&rsquoye; açıktan saldırmak yerine ona karşı tam saha baskı şeklinde bir tavır göstereceğini teyit eder nitelikte. Medvedev&rsquoin; açıkladığı ekonomik önlemler; paketi yanında Rusya Türkiye;&rsquoyi; askeri olarak adeta tahrik edercesine, Türkiye; sınırına yakın yerlerde sivil katliamlarına neden olacak biçimde; hava saldırıları düzenliyor;, Türkiye;&rsquonin; kırmızıçizgisi; olan Türkmenlere; saldırılar düzenliyor;, yani adeta &ldquoTürkiye;&rsquoye; hadi buraya yaklaş ta sana gününü göstereyim;” havasında, yani tam anlamı ile meydan okunuyor. Tüm; bunlar olurken NATO&rsquodan; gelen &ldquoTansiyonu; düşür;ün; bizim Rusya ile savaşmak gibi bir niyetimiz yok açıklamaları sonrası ilk günlerdeki; &ldquodüşürürüz; biz öyle; ezilecek devlet değiliz” şeklindeki üst; perdeden tavır yerini alttan almaya çalışan &ldquoyahu; bir kere oldu gelin şu işi unutalım” minvalinde açıklamalara bıraktı. Çünkü ilk günlerde; görülen; siz bir NATO ülkesine; saldırdınız şeklinde ve NATO ile Rusya&rsquoy;ı karşı karşıya getirme talebinin hiç de karşılığı olmadığı ve NATO&rsquonun; Türkiye;&rsquoye; Rusya tarafından doğrudan bir saldırı olmadıkça; bu işe bulaşmayacağını gösteriyor.; Türkiye; bu durumda Rusya tarafından ezilme, Suriye&rsquodeki; büt;ün; kalelerinin düşmesi ihtimaline karşı Rusya ile uzlaşmak zorunda olduğunu farketmiş bir halde. Ancak Rusya Türkiye&rsquonin; burnunu sürtmeden; ve bir özür; diletmeden dosyayı kapatmayacak gibi görünüyor.

Kısacası Rusya-Türkiye; ile NATO arasındaki ilişkiler nedeni ile-şu an için; askeri herhangi bir karşılık vermedi ancak bu seçene;ğin tamamı ile dışarıda olduğu anlamına da gelmiyor tersine havadan havaya füzelerle; donatılan Uçaklar; ve Moskova gemisi hem Türkiye;&rsquoye; hem de ABD-NATO ittifakına bir diş gösterme; anlamını taşıyor. Yani Türkiye; bir hata yaparsa Rusya bunu hoş karşılamayacak.

Tüm; bunlar NATO nezdinde Türkiye; konusunda hazmı zor bir durum yaratıyor. ABD ve AB basınına bakıldığında Telegraph gibi sağcı basın hariç ana akım medyada Türkiye;&rsquonin; kendiişlerine NATO&rsquoyu; çekme; hesaplarına izin verilmemeli, bu olayla Türkiye; ne kadar güvenilmez; olduğunu ortaya koydu gör;üşü hâkim.; Ancak NATO&rsquonun; da Ortadoğu ve Doğu Akdeniz&rsquoi; tamamı ile Rusya&rsquoya; teslim etmek istemediği ortaya çıkıyor nitekim Akdeniz&rsquoe; gemi gönderilme; kararı Rusya&rsquoya; diş göstermek; anlamına geliyor. Rusya şu anda Türkiye; Suriye de kendisi ile doğrudan karşı karşıya gelecek bir tavır takınmadıkça; doğrudan NATO ile karşılaşmak yerine dolaylı darbelerin hesabını yapıyor. Ve görülen; o ki bütün; bunlar da ekonomi kısmi zarar verecekken esas odak PYD-PKK üzerinden; yürütülecek; gibi görünüyor.; Nitekim PYD&rsquoye; en son hafif silah ağırlıklı mühimmat; yardımı işin başlangıcı gibi. Rusya PYD&rsquoyi; Cerablusa göndererek; Türkiye;&rsquonin; kırmızı çizgilerini; geçmeyi deneyecek, muhtemelen Türkiye;&rsquode; NATO&rsquonun; kendisine mecbur olduğu düşüncesi; ile buna müsaade; etmeyecek. Kısacası Türkiye; şu anda bölgede; büyük; çaplı bir savaşın fitili gibi görünüyor.

Hâsılı bu krizle Türkiye; bugüne; kadar uyguladığı denge politikasını da terk etmek zorunda kalmış durumda. Yani ABD-NATO ile Rusya-Çin; ekseni arasında uygulayabildiği çıkarları merkeze alan ve her iki tarafla da iyi geçinen; bir ülke; olmaktan çıkarak tamamı ile ABD-NATO eksenine mahkûm; kalacak ve çokça taviz vermek zorunda kalacak. Kısacası uçak; krizi esas olarak Türkiye&rsquonin; göreli özerk; dış politika anlayışının sonunu getirdi.

Dilaver DEMİRAĞ İnternet Arşivi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*