Atatürk Bilim ve Teknoloji

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ilk iş olarak bilim ve teknolojili gelişmeye önem verdi. Çünkü biliyordu ki bilim ve teknolojide ileri gidemeyen ülkeler başka ülkelere muhtaç olmak zorundaydı ve her zaman başka ülkelerin etkisi altında kalmaya mahkûmdu. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti bilim ve teknolojide her zaman gelişmeli ve her zaman en önde olmalıydı.

Atatürk bilim ve teknolojik gelişmenin olabilmesi için ilk olarak eskiden kalma  uygulamaları kaldırdı. Atatürk her şeyin bilimsel gelişme ile olmasını istediğinden hiçbir tutara kanıta dayanmayan geleneklerin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünmekteydi. Atatürk dünya devletleri sanayi sayesinde bilim ve teknolojik gelişmeler yaşarken Türkiye Cumhuriyeti devletinin de modern devletlerle aynı seviyede gelişmesi gerektiğini belirtmiştir. Atatürk’e göre bilim ve teknoloji insan yaşamının her alanını etkilemeliydi ve bu yüzden insanlar bilim ve teknolojiyi sürekli geliştirmeliydi.

Atatürk’ün nasıl bir bilim ve teknolojik gelişmeler yanlısı olduğunu en iyi Atatürk ilke ve inkılaplarından anlayabiliriz. Çünkü Atatürk ilke ve inkılaplarının temeli bilim ve akla dayanmaktadır. Atatürk hemen hemen her konuşmasında ve eserlerinde latin ilim ve fen ile gelişmeyen toplumların yok olmaya mahkûm olduklarını belirtmiştir. Tarihin kısa bir bölümünden de bir örnek vermek gerekirse kısa sürede büyüyen gelişen Osmanlı Devleti Avrupa’nın bilim ve teknik olarak kendisini geçmesini engelleyemediğinden ve Avrupa’daki gelişmelere ayak uyduramadığından dağılmak zorunda kalmıştır. Günümüzde de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Avrupa devletleri karşısında bilim ve teknolojik açıdan geri kalma lüksü yoktur aksine hep ileride olmalıdır. Atatürk’te her zaman bunu kastetmiş ve bir millet gideceği yolu bulurken dünyanın her türlü ilerlemelerinden buluşlarından yararlanmalıdır demiştir.

Atatürk’ün bilim ve teknolojik gelişmelere verdiği önemi en iyi açtırdığı Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü ve Adana Bölge Pamuk Araştırma Enstitüsünü açtırmasından anlayabiliriz.

Atatürk’ün hayat felsefesi her zaman ilerleme ve çağdaşlaşma olmuştur. Çağdaşlaşma ve ilerleme içinde yol göstericinin bilim ve fen olduğunu anlatmıştır. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözünü bu yüzden söylemiştir.

Mustafa Kemal Atatürk konu ile ilgili ayrıca medeniyetin ne kadar güçlü bir ateş olduğunu ve ona ayak uydurmayanların bu yolda var olamayacağını bu ateşin medeniyete ayak uyduramayanları yakacağını anlatmaya çalışmıştır. Gençlere yazmış olduğu Gençliğe Hitabe ‘de de bu durumdan bahsetmiş ve gençlerden Türkiye Cumhuriyeti Devletini ilelebet korumalarını ve hep en gelişmiş milletler seviyesine getirmelerini istemiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*