Çavuşoğlu, Türkmenistan’a ziyarette bulunacak

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkmenistan’a resmi ziyarette bulunacak ve Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan Dışişleri Bakanları Üçlü Toplantısı’na katılacak.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Çavuşoğlu’nun 28 Ocak’ta Türkmenistan’a resmi ziyarette bulunacağı, 29 Ocak’ta ise Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan Dışişleri Bakanları Üçlü Toplantısı’na katılacağı belirtildi.

Açıklamada, ziyaret çerçevesinde ikili işbirliği konularının yanı sıra iki ülkenin ortak ilgi alanına giren uluslararası ve bölgesel gelişmelerin ele alınmasının planlandığı ifade edildi.

Bir önceki Dışişleri Bakanları Üçlü Toplantısı Mayıs 2014’te Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılmış, toplantıda enerji ve ulaştırma başta olmak üzere, üç ülkeyi ilgilendiren konularda ikili ve bölgesel düzeyde işbirliğinin geliştirilmesi ele alınmış, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştu.

“Bu oyun Mecliste sona erdirilmiştir”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Fethullah Gülen hakındaki yakalama kararının henüz Bakanlığa ulaşmadığını bildirdi.

Bozdağ, Adalet Bakanlığı ile İnsan Hakları Kurumunun Hakimevi’ndeki istişare toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Gülen hakkındaki yakalama kararına ilişkin soru üzerine Bozdağ, İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin Gülen ile ilgili yakalama kararı verdiğini, kararın Adalet Bakanlığına geleceğini ve bunun ardından bakanlıkta kırmızı bültenle ilgili uluslararası hukuk çerçevesinde uyulması gereken kurallara uygun şekilde değerlendirileceğini söyledi.

Bozdağ, “Bunu İçişleri Bakanlığımıza göndereceğiz, onlar da Türkiye İnterpolü’ne gönderecek, oradan da ilgili yerlere gönderilecek. Henüz Adalet Bakanlığı diğer bakanlıklara göndermedi, çünkü karar bize de intikal etmedi” diye konuştu.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın, 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmesi yönünde oy kullanan AK Partili vekiller için “hain” ifadesini kullandığı aktarılarak, değerlendirmesi sorulan Bozdağ, konuya ilişkin yasal süreci anlattı.

Meclis Soruşturma Komisyonunun yaptığı çalışmanın ardından 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmemesine karar verdiğini hatırlatan Bozdağ, bunun bir anlamda takipsizlik kararı anlamına geldiğini belirtti.

Bu karar çerçevesinde konunun Genel Kurul’da görüşüldüğünü ifade eden Bozdağ, “Oylanan Yüce Divan’a göndermeme kararı değil. Bu raporun görüşülmesi sırasında muhalefet tarafından 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmesini öneren önerge oylandı, reddedildi. Zira muhalefet partileri bu konuda Anayasa’nın öngördüğü 276 çoğunluğunu temin edemedi” dedi.

Bekir Bozdağ, konuya hukuksal açıdan bakılması gerektiğini belirterek, 4 eski bakanın soruşturma komisyonu kurulmasını kendilerinin istediğine işaret etti.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığının devam eden soruşturmalarla ilgili takipsizlik kararı verdiğini de hatırlatan Bozdağ, “Soruşturma komisyonu bunlardan da gördüğüm kadarıyla istifade etti ve delilleri değerlendirdi, iddiaları değerlendirdi, sonunda aynı karar doğrultusunda karar verdi” diye konuştu.

Soruşturmayı başlatanın da takipsizlik kararı verenin de Türkiye’nin savcıları olduğunu belirten Bozdağ, birine inanıp, diğerine inanmamanın doğru olmadığını söyledi.

-“Hukukun öngördüğü şekilde karara bağlandı”

Bozdağ, sürecin hukukun öngördüğü şekilde karara bağlandığını dile getirdi.

17-25 Aralık operasyonlarının konusunun bir adalet anlayışı olmadığını ifade eden Bozdağ, “Öyle olsa suç şüphesiyle soruşturma yürütenler suçu gördükleri zaman suçüstü yapabilirler. Takip ettikleri kişiler bakanlar değil, çocukları, yakınları. Onların dokunulmazlığı yok. Eğer adalet arayışı olsa suçüstü yapar, delileri tespit eder ama suçüstü yok. Delillerle ilgili pek çok hukuksuzluklar var. Bu, Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Parti hükümetine dönük siyasal hedefleri olan, yargı kullanılarak yapılan bir teşebbüstür. Yargı eliyle yürütülen operasyondur. Türkiye’de kimse Türkiye’nin yargısını herhangi bir siyasi maksatla kullanamaz. Hukuk da buna izin vermez. Bu oyun Meclis’te sona erdirilmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Bozdağ, Tayyar’ın açıklamasıyla ilgili de “Yaptığı açıklamayı doğru görmediğimi özellikle ifade etmek isterim. Sayın Tayyar’ın parti adına konuşma, değerlendirme yapma yetkisi yok, kendi görüşleridir. Ama bu şekilde ifade etmesini doğru ve şık görmediğimi ifade etmek isterim. Milletvekillerimiz hepsi kendi özgür iradesiyle karar vermiştir. Bu, AK Partinin grubunu serbest bıraktığının somut göstergesidir” ifadesini kullandı.

Yargıtayda iş bölümüne ilişkin kararla 9. Ceza Dairesinin baktığı işlerin 16. Ceza Dairesine devredildiği, bundan sonra Ergenekon, Devrimci Karargah davalarına bu dairenin bakacağı belirtilerek, “Davaların temyiz incelemesi bundan sonra nasıl sonuçlandırılır” sorusu üzerine Bozdağ, iş bölümüne ilişkin kararın 10 gün sonra yürürlüğe gireceğini, dosyaların yeni dairelere gönderileceğini söyledi.

Bozdağ, yeni dairenin ne tür kararlar vereceğini değerlendirmelerinin doğru olmayacağını, bunun tamamen yargının takdirinde bir konu olduğunu kaydetti.

(AA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terör cinayettir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya Addis Ababa Üniversitesinde yaptığı konuşmasında, Fransa’nın başkenti Paris’te bir dergiye terörist saldırı yapıldığını ve insanların öldüğünü hatırlattı.

Saldırının hemen ardından tüm Avrupa ve dünyada bütün Müslümanlara yönelik hoşgörüsüzlük sergilenmeye başlandığını vurgulayan Erdoğan, camilere, ibadethanelere, Müslümanlara yönelik saldırıların da olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Paris’teki saldırıdan sonra Müslümanlara, ibadethanelere saldırıların daha da arttığına işaret ederek, “Arkadaşlar terörün dini olmaz, terörün mezhebi olmaz, terörün hiçbir insani değeri olmaz. Terör cinayettir. Bunu, adı Müslüman olan birisi de yapıyorsa teröristtir, Hristiyan olan birisi de yapıyorsa teröristtir, Musevi olan biri de yapıyorsa teröristtir. Bunlar katildir, canidir, barbardır” diye konuştu.

“Suriye’nin başındaki zatı da aynı tavırla kınamak görevimizdir”

Türkiye olarak 40 yıldır terörle mücadele ettiklerine dikkati çeken Erdoğan, bölücü terör örgütünün, şu anda Suriye’de kan döken DEAŞ terörünü de Filistinlilere yönelik İsrail devlet terörünü de dünyanın diğer bölgelerindeki tüm terör örgütlerinin eylemlerini de birer cinayet olarak niteledi.

Terör ve şiddetin sadece silahla yapılmayacağını ifade eden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Kutsal değerlere saldırı bir terördür, bir şiddet eylemidir. İnançlara saldırı, ırkçılık, ayrımcılık bir terör eylemi, şiddet eylemidir. Dünyanın tüm ülkeleri bunu görmek, terörün ve şiddetin her türüne karşı ortak tavır almak zorundadır. Elbette, Paris’te bir dergiye saldıran teröristleri şiddetle kınayacağız, kınıyoruz ve onlara karşı ortak mücadele vereceğiz. Ama aynı şekilde, 350 bin insanın ölümüne sebep olan ve hala öldürmeye devam eden Suriye’nin, terörist başı olan, başındaki zatı da aynı tavırla kınamak, aynı şekilde onlara karşı tavır belirlemek de bizim insani ve vicdani görevimizdir.”

Şu anda Türkiye’de 1 milyon 700 bin sığınmacının olduğunu bildiren Erdoğan, Lübnan da yaklaşık 1 milyon 700 bin, Ürdün’de 1 milyon ve Etiyopya’da ise 500 bin Somali’den sığınmacı olduğunu kaydetti. Erdoğan, bu insanların buralara canlarını kurtarmak için geldiğini söyledi.

“Dinimizde ‘insanları git öldür’ böyle bir şey yok”

Bugün yine Somali’de terör eylemi olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Her şey çok açık ortada, ne adına yapıyorlar bunu? Eğer ‘İslam adına yapıyoruz’ diyorlarsa ben bir Müslümanım. İslam’da böyle bir şey yok. Bir Müslüman bir defa intihar edemez. Öldürdüğü insan kim, onlar da Müslüman. Böyle bir İslam kesinlikle yok, bizim dinimizde de ‘İnsanları git öldür’ böyle bir şey yok. DEAŞ terör örgütüne, diğer terör örgütlerine karşı aynı ortak ve samimi mücadelenin sergilenmesi şart. İsrail’in Filistinliler’e karşı uyguladığı sistematik teröre karşı da aynı ortak tavrın, aynı ortak mücadelenin sergilenmesi şarttır. 

Antisemitizme karşı olduğum kadar islamofobiye, ırkçılığa, ayrımcılığa, kutsal değerlere saldırıya karşı da insanlığın ortak tavır takınması şarttır. Eğer bu samimi ve ortak tavır takınılmazsa işte bugün olduğu gibi vicdanlar yaralanır, vicdanlarda adalet duygusu zedelenir.”

Erdoğan, Türkiye’nin terör karşısındaki tavrına da değinerek, “Kimden gelirse gelsin, nereden gelirse gelsin, hangi bahanenin hangi maskenin arkasına saklanırsa saklansın, biz ülke olarak terörün tamamen karşısındayız. Biz İslami terör gibi son derece yanlış bir isimlendirmeye karşıyız. Kimse İslam ile terörü bir anda anamaz. Zira İslam barıştır, kelime itibarıyla da barıştır” ifadesini kullandı.

Bir insanı öldürenin, tüm insanlığı öldürmüş gibi olacağına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu İslam’ın köküdür. Bir insanın yaşamasına vesile olanlar, tüm insanlığın yaşamasına vesile olmuş gibidir. Dolayısıyla bu tür terör saldırılarına, farklı inançlara yönelik saldırılarda ne yazık ki dünyada birlikte yaşama kültürünü yok ediyor. Biz, Türkiye olarak bunu görüyor, bütün dünyaya bu noktada uyarılarımızı yapıyor, barış çağrılarımızı hiç bıkmadan, usanmadan yapmaya devam ediyoruz.”

“Etiyopya’yı barışın tesisinde politik güç olarak görüyoruz”

Etiyopya ile aynı hassasiyeti aynı düşünceleri taşıyor olmaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getiren Erdoğan, “Başbakanlığım sırasında güzel ülkenizi birkaç kez ziyaret etmiş ve değerli dostum müteveffa Başbakan Zenavi ile kapsamlı görüşmeler de bulunmuştum. Kendisinin ülkesi için yaptığı hizmetler her türlü takdirin üzerindedir. Bu vesileyle müteveffa Başbakan Zenavi’yi saygıyla anıyorum” dedi.

Bu ziyaretinde de Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn ile çok verimli görüşmeler yaptığını ifade eden Erdoğan, Türkiye’de büyükelçi olarak görev yapmış Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome Wirtu ile bu defa Cumhurbaşkanı olarak bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu söyledi.

Erdoğan, “Umuyorum ki Türkiye ile Etiyopya gerek teröre karşı gerek yoksulluğa, sömürüye, adaletsizliğe karşı kararlı mücadele verecek ve dünyaya örnek ülkeler olmaya devam edecektir. Özellikle hoşgörü ülkesi Etiyopya ile hoşgörü ülkesi Türkiye’nin işbirliği dünya barışına inanıyorum ki eşsiz katkılar sağlayacaktır. Biz Etiyopya’yı Afrika ülkesini ilgilendiren meselelerde üstlendiği sorumluluklar ve bölgesel konulardaki etkisiyle kıtada istikrarın ve barışın tesisinde önemli bir politik güç olarak görüyoruz” diye konuştu.

Afrika Birliği Örgütü ve hükümetler arası kalkınma otoritesi örgütünde Etiyopya’nın güçlendiği yapıcı rolü takdirle takip ettiklerini anlatan Erdoğan, Etiyopya’nın Somali ve Güney Sudan başta olmak üzere bölgesel istikrarın teminine verdiği katkıları önemsediklerini söyledi.

Özellikle Somali’nin istikrarı ve kalkınmasına yönelik çalışmalardaki ortaklığı daha da geliştirmek gerektiğini düşündüklerini bildiren Erdoğan, bu konuları da bugün ele aldıklarını kaydetti.

“3 bin 95 Afrikalı öğrenci burslar sayesinde Türkiye’de”

Heyetlerindeki iş adamlarının Addis Ababa’da muhataplarıyla görüştüklerini, iş forumunu gerçekleştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, Türkiye ve Etiyopya’nın işbirliği daha da yoğunlaşacağını dile getirdi.

Türkiye’nin ekonomik ortaklığının yanı sıra her ihtiyaç duyulduğunda tereddüt etmeksizin Afrikalıların yardımına koşan bir ülke olduğunu anlatan Erdoğan, tahsis ettiği bursların bu alanda çok önemli ve hayati bir boşluğu doldurduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, halihazırda 3 bin 95 Afrikalı öğrencinin lisans ve doktora seviyesindeki burslar sayesinde Türkiye’de bulunduğunu söyledi.

Etiyopya’dan bin 181 öğrencinin bu kapsamda Türkiye’nin en kaliteli üniversitelerinde hiçbir masrafta bulunmadan eğitim hayatlarına devam ettiklerini aktaran Erdoğan, Başbakan Desalegn’e, gelecek öğrencilere de hazır olduklarını ifade etti.

Gelecek dönemde imkanlar nispetinde bu sayıyı artırarak daha fazla Etiyopyalı öğrenciye eğitim fırsatı sunacaklarını bildiren Erdoğan, “Küresel bir sağlık meselesi olarak gördüğümüz Batı Afrika’daki Ebola salgınının bir an önce durdurulması için elimizden gelen her türlü katkıyı sağlıyoruz. Ebola salgınıyla mücadele için ayırdığımız 5 milyon dolarlık katkıyı ve muhtelif tıbbi malzemeyi salgından etkilenen ülkelere ulaştırıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı (TİKA) Adis Abbaba ofisi aracılığıyla Etiyopya’da da muhtelif alanlarda çok sayıda projeyi desteklediğini, kalkınma faaliyetlerine katkıda bulunduğunu söyledi.

Her zaman Afrika’nın yanında olmaya devam edeceklerini kaydeden Erdoğan, şunları belirtti:

“Başkaları gibi elmas için, kömür için, petrol için, ucuz iş gücü için değil. Kardeşimiz, dostumuz özellikle o dostluk bağı içinde gördüğümüz Afrikalıların her durumda yanlarında olacağız. Bir kez daha sıcak misafirperverliğiniz için teşekkür ediyorum. Şahsıma tebliğ edilen fahri doktora unvanından dolayı sizlere şükranlarımı sunuyorum.  Etiyopya’da bulunmaktan bu vesileyle sizlere hitap etmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu bir kez daha belirterek hepinize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İnsanlık daha mı medeni bir yere gidiyor, yoksa daha mı barbarlaşıyor? Bunun bugün samimi şekilde konuşulması lazım. Eğer insanlık yedinci yüzyılda Etiyopya’nın sergilediği o büyük hoşgörünün, o çok büyük bir arada yaşama kültürünün daha gerisindeyse orada bir yanlışın olduğu açıktır” dedi.

Toplantıda, mevkidaşı, 7 yıl Türkiye’de büyükelçilik yapan Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome Wirtu’nun elinden fahri doktora unvanı almanın kendisini memnun ettiğini dile getiren Erdoğan, “Şahsıma tevdi edilen fahri doktora unvanından büyük bir heyecan duyduğumu belirtiyor, şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. 

Erdoğan, Etiyopya’nın gerek Afrika kıtasında gerek yeryüzünde çok farklı, müstesna bir yeri olduğunu anlattı.

80’den fazla dilin, farklı kültürlerin, inanç ve etnik kökenlerin EtiyopyaIı kimliği altında tam bir uyum ve ahenk içinde varlıklarını idame ettirdiklerinin görüldüğünü kaydeden Erdoğan, bu uyum ve ahengin bin yıldır bu topraklarda köklü şekilde devam ettiğini belirtti.

Erdoğan, Etiyopya’nın kendi takvimiyle, alfabesiyle hem Afrika’nın hem de dünyanın en eski medeniyet merkezlerinden birisi olduğunu vurgulayarak, “Yine Etiyopya hiç sömürü olmamış, özellikle sömürgeciliğe karşı verdiği mücadele ve liderlikle Afrika kıtasında gerçekten farlı bir yerde durdu, duruyor. Etiyopya, insanlığa çok şey öğretti, bugünde öğretmeye devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Osmanlı Devleti’ne gönderdikleri yardımı hiç unutmadık”

Türkiye dahilinde ve Türkiye’nin bugününde Etiyopya’nın farklı bir yeri olduğunu dile getiren Erdoğan, “Türkiye ile Etiyopya ilişkileri bundan 500 yıl önce, 16. yüzyılda başlamıştır. Memluk Türk Devleti ve Osmanlı Devleti, Habeşistan adı verilen bu bölgeyle ilk irtibatları kurmuş, yüzyıllar boyunca da bu irtibat devam etmiştir. Şu anda hala Harrar’da çok sayıda Türk kökenli aile yaşıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda Etiyopya Harrar Türkleri’nin, Osmanlı Devleti’ne gönderdikleri yardımı hiç unutmadık ve unutmayacağız” diye konuştu.

Erdoğan, gerek Harrar Türklerine gerek dost Etiyopya’ya bir vefa göstergesi olarak TİKA aracılığıyla çok sayıda insani yardım ve kültür projesini başarıyla uyguladıklarını anlattı.

TİKA’nın Afrika’da ilk ofisini Etiyopya’da açtığını, bugün de iki ülkenin dostluğu ve dayanışması için başarıyla çalışmasına devam ettiğini bildiren Erdoğan, TİKA faaliyetlerinde gösterdikleri yardım için de Etiyopya hükümetine ve halkına ayrıca teşekkürlerini iletti.

Erdoğan, Osmanlı Devleti’nin en önemli sultanlarından biri olan Sultan Abdülhamit ile Habeş İmparatoru 2’nci Menelik arasındaki işbirliğini hatırlamak ve hatırlatmak istediğinin altını çizdi.

Habeş İmparatoru 2’nci Menelik’in, Sultan Abdülhamit’ten Kudüs’teki Etiyopyalı rahiplerin dinlerini özgürce yaşamalarıyla ilgili taleplerde bulunduğunu aktaran Erdoğan, “Sultan Abdülhamit, bu talepleri karşıladı ve Kudüs’te Etiyopyalı rahiplerin inançlarını serbestçe yaşamaları imkanını getirdi. Aynı şekilde İmparator Menelik’te Etiyopya’daki Müslümanların özgürce yaşamalarını temin etmiştir. İki devlet adamı arasındaki güzel ilişkinin açıkçası bugün, bütün insanlık için çok önemli bir örnek teşkil ettiğini, tüm insanlığa çok güzel dersler verdiğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“Hoşgörünün, toleransın, farklılıklara saygının ülkesi oldu”

Erdoğan, Etiyopya’nın İslam ve Müslümanlar nezdindeki yerine de özellikle değinmek durumunda olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Tarihteki bu güzel hadisenin tekrar tekrar hatırlanmasının, düşünülmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Mekke’de İslam Peygamberi Hazreti Muhammed aleyhisselatu vesselam ve arkadaşları çok ağır işkencelere maruz bırakılmıştır. İşkenceler dayanılmaz noktaya gelince Hazreti Muhammed, bazı ashabına Habeşistan’a göç etmelerini tavsiye etti. İlk Müslümanlardan 15 kişi denizi tekneyle geçerek, buraya ulaştılar ve dönemin Meliki Necaşi’ye sığındılar. Mekkeliler, Neşaşi’den bu Müslümanları iade etmesini istedikleri halde Necaşi emin vasfıyla adil vasfıyla kendisine sığınanları iade etmedi, istedikleri kadar topraklarında kalabileceklerini söyledi. Bu hadisenin İslam tarihinde çok büyük önemi vardır. Burada asıl önemli olan Hristiyan bir devletin, Hristiyan bir melikin büyük bir hoşgörü içinde ilk Müslümanlara sahip çıkmış olmasıdır.”

Erdoğan, 615 yılında, yedinci yüzyılda Müslümanlar ile Hristiyanlar arasında böyle bir yakınlaşmanın, dayanışmanın yaşanmasının son derece önemli olduğunu belirterek, Etiyopya’nın o tarihten itibaren her zaman hoşgörünün, toleransın, farklılıklara saygının ülkesi olduğunu kaydetti. 

Etiyopya’nın emin ve güvenilir bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Eğer dünya Etiyopya’yı kendisine örnek almış olsaydı inanın Almanya’da Holocoust, soykırım diye bir facia yaşanmazdı. Etiyopya örnek alınsaydı Irak’ta, Suriye’de din ve mezhep farklılıklarından dolayı masum insanlar katledilmezdi. Eğer Etiyopya örnek alınmış olunsaydı inanın şu anda Filistin’de, Avrupa’da diğer bazı ülkelerde Müslümanlara karşı ayrımcılık yapılmaz, zulüm yapılmaz, insanlığın vicdanını kanatan acılar yaşanmazdı.”

Bundan 14 asır önce 15 Müslüman’ın Etiyopya topraklarına sığındığını ifade eden Erdoğan, şunları anlattı:

“Dönemin meliki onları kovmuyor, iade etmiyor, inançlarıyla alay etmiyor, onların kutsallarına hakaret etmiyor, ibadetlerine karışmıyor, onları geri isteyen zalimlere o masum insanları teslim etmiyor. Bugün medeni olduğunu iddia eden bazı ülkelere, toplumlara, bazı aydınlara sorsanız ‘yedinci asır karanlık bir asır, geri kalmış, ilkel bir asırdır’ derler. Oysa bugün sözüm ona medeniyetin yaptıklarını, yedinci yüzyılda onların geri ve karanlık dedikleri yapmıyorlardı. Onun için biz o yedinci asra asla ‘karanlık çağ demiyoruz, asla ilkel, gerici çağ’ demiyoruz. O asır Müslümanlar içinde Hristiyanlar içinde gerçekten parlak bir asırdı, aydınlık bir asırdı, gerçekten asrısaadetti.”

“Soykırım diye bir vahşet yoktu”

“O karanlık dedikleri, ilkel dedikleri asırlarda inanın savaşın dahi bir ahlakı vardı” diyen Erdoğan, kadınlara, çocuklara, yaşlılara, engellilere dokunulmadığını, insanların topyekun katledilmesinin, soykırım diye bir vahşetin olmadığını söyledi.

Bugün atom bombalarının, nükleer silahların, kimyasal ya da konvansiyonel silahların toplu halde insanları katlettiği bir vahşetin o dönemlerde asla yaşanmadığını belirten Erdoğan, insanlığın daha mı ileriye yoksa daha mı geriye gittiğinin bugün ciddi şekilde tartışılması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlık daha mı medeni bir yere gidiyor, yoksa daha mı barbarlaşıyor? Bunun bugün samimi şekilde konuşulması lazım. Eğer insanlık yedinci yüzyılda Etiyopya’nın sergilediği o büyük hoşgörünün, o çok büyük bir arada yaşama kültürünün daha gerisindeyse orada bir yanlışın olduğu açıktır” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan’a konuşmasının ardından Addis Ababa Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı verildi.

Erdoğan-Desalegn görüşmesi

Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile başkent Addis Ababa’daki görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye ile yıllık ticaret hacminin 400 milyon dolar olduğunu, bunu 500 milyon dolara çıkartmayı amaçladıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile Afrika’daki sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn tarafından, Addis Ababa Milli Sarayı’nda onuruna verilen akşam yemeğine katıldı.

İç Güvenlik Paketi komisyonda kabul edildi

Kamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen tasarı, TBMM İçişleri Komisyonu’nda kabul edildi.

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na göre, elle dıştan kontrol hariç kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması; İçişleri Bakanlığı’nca belirlenecek esaslar dahilinde mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hallerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilecek. Kolluk amirinin kararı 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulacak. Bu kapsamda yapılacak aramalarda, kişiye, arama gerekçesini de içeren belge verilecek.

Polis, başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri, fiilleri ayrı bir suç oluşturmadığı takdirde, kişinin can güvenliğinin sağlanması bakımından koruma altına alabilecek ya da olay yerinden uzaklaştırabilecek.

Polis sadece, “müşteki, mağdur ve tanıkların istemesi halinde” evde veya iş yerinde ifadelerini alabilecek.

-Boyalı su da kullanılabilecek

Polis, kendisine veya başkalarına, iş yerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara, kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanabilecek.

Yasa dışı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağıtılmasında, gerektiğinde boyalı su da kullanılabilecek.

Hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Emniyet Genel Müdürü veya İstihbarat Dairesi Başkanının yazılı emriyle, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespit edilip, dinlenip, sinyal bilgileri değerlendirilirken; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emir, artık 24 saat yerine 48 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunulacak.

-Faaliyetler denetlenecek

Tasarı, yetkili ve görevli hakimin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak belirlenerek, istihbarat faaliyetlerindeki gizliliğin korunması ve karar mekanizması ile denetimde etkinliğin sağlanmasını da amaçlıyor.

Tasarı, kanuna aykırı ve keyfi uygulamalara yol açılmaması için denetimi de getiriyor. Faaliyetlerin denetimi; sıralı kurum amirleri, mülki idare amirleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve ilgili bakanlığın teftiş elemanlarınca yılda en az bir defa yapılacak. Bu faaliyetler Başbakanlık Teftiş Kurulu’nca da denetlenebilecek. Denetimlerin sonuçları, rapor halinde TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu’na sunulacak.

Polis tarafından yapılan önleme dinlemelerine ilişkin Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yapılan bu değişikliklerle uyumlu olacak şekilde Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nda da değişikliğe gidiliyor. Bu tasarıda da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emrin yine 48 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunulması; yetkili ve görevli hakimin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olması ve denetim mekanizması getirilmesi yer alıyor.

-Molotof ile demir bilye de suç kapsamında sayılacak

Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinde, “havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı patlayıcılar, demir bilye ve sapan” bulundurulması ve taşınması yasak olan maddeler kapsamında ele alınacak.

Toplumsal olaylarda bulundurulması ve taşınması yasak olan suç aletlerini taşıyanlara verilecek cezalar artırılacak. Bunları taşıyanlar, 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Yasa dışı örgüt ve topluluklara ait amblem, işaret taşıyarak veya bunları üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyerek katılanlar; kanunların suç saydığı afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç, gereçler taşıyarak, bu nitelikte sloganlar söyleyerek veya ses cihazlarıyla yayınlayarak katılanlar 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası alacak.

Tasarı, kimliklerini gizlemek için yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesaire unsurlarla örterek toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmayı suç kapsamına alıyor.

Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylarda, kamu mallarına verilen zararlar ile gerçek ve tüzel kişilerin mallarına verilen zararların devletçe karşılanması halinde, ilgili idare bunu sorumlulara rücu edecek.

-Toplantı ve yürüyüşlerde yüzlerini kapatanlara hapis cezası

Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlara, 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulanacak. Bu suçu işleyenlerin cebir ve şiddete başvurmaları ya da her türlü silah, molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı maddeler bulundurmaları veya kullanmaları halinde verilecek cezanın alt sınırı 4 yıldan az olamayacak.

-Bonzai de kapsama alınıyor

Tasarıyla, sentetik uyuşturucu maddelere yönelik cezai yaptırımın daha caydırıcı hale getirilmesi için, “sentetik kannabinoidler (bonzai) ve türevi uyuşturucu maddeler” de TCK kapsamına alınıyor. Bu maddelere yönelik ceza yarı oranında artırılıyor.

Okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesislerle bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel ve işaretlerle belirlenen sınırlarına 200 metreden yakın mesafe içindeki açık yerlerde uyuşturucu bulunduran, kullanan ve satın alanların cezaları yarı oranında artırılacak. Böylece, 200 metrede uyuşturucu kullanan veya bulunduranlara 7,5 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Toplumda infial yaratan; öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, kaçakçılık, fuhuş, hırsızlık, yağma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti gibi suçlarda, suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla kişi hakkında, mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirlerince 24 saate kadar gözaltına alma kararı verilebilecek. Ayrıca tasarıyla, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını, şiddet eylemine ya da terör örgütlerinin propagandasına dönüştüren, vatandaşların can ve mal emniyetini, kamu düzenini tehlikeye sokanların da tutuklu yargılanabilmelerinin önü açılıyor.

-Vali emir verebilecek

Vali, lüzumu halinde, kolluk amir ve memurlarına, suçun aydınlatılması, faillerinin bulunması için gereken acele önlemlerin alınması için doğrudan emir verebilecek.

Vali, kamu düzenini ve güvenliğini, kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla aldığı önlem ve kararların uygulanması için adli kuruluşlar ile yardım isteyebileceğine dair hükmü saklı kalmak kaydıyla askeri kuruluşlar dışında, mahalli idareler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinesi ve tedbirlerin zorunlu kıldığı diğer araç ve gereçlerinden yararlanabilecek, personeline görev verebilecek.

Kamu kurum ve kuruluşları, valinin bu konudaki emir ve talimatlarını yerine getirecek; aksi takdirde vali, emir ve talimatlarını kolluk aracılığıyla uygulayacak. Bunların yerine getirilmemesi veya geciktirilmesi nedeniyle oluşan kamu zararı ile gerçek ve tüzel kişilerin devlet tarafından karşılanan zararları, ilgili idarece genel hükümlere göre sorumlu kamu görevlilerinden tazmin edilecek.

“Şiddet olaylarının birden çok ilde yaygınlaşarak kamu düzenini ciddi şekilde bozması halini tespit etme yetkisi” İçişleri Bakanı’nın görevleri arasında yer almayacak. Kamu düzenini, güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak ve toplumsal olayları önlemek amacıyla vali tarafından alınan ve usulüne göre tebliğ olunan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar üç aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

Tasarı, toplumsal olaylarda kamuya ve özel kişilere ait bina, araç ve mallara zarar verenlerin, zararı karşılamasında zaman aşımının da önüne geçmeyi amaçlıyor. Rücu istemine ilişkin zaman aşımı süresi bir kat artırılıyor.

– Araç kiralama şirketleri günlük kayıt tutacak

Araç kiralama şirketlerinin sorumlu işleticileri ve yöneticileri, kiralanan araç bilgileri, aracı kiralayanların kimlik bilgileri ve kira sözleşmesi kayıtlarını usulüne uygun şekilde günü gününe tutacak, mevcut bilgi, belge ve kayıtları genel kolluk kuvvetlerinin her an incelemelerine hazır bulundurmak zorunda olacak.

Araç kiralama esnasında gerçeğe aykırı kimlik kullananlar ile elde edilen bilgi ve kayıtları hukuka aykırı olarak kullanan, bir başkasına veren, yayan ve ele geçiren kişi, TCK’nın ilgili hükümlerine göre cezalandırılacak.

Mülki idare amirleri, bu yükümlülüklere aykırı hareket edenlere 2 bin lira, gerçeğe aykırı kayıt tutan veya bilgi verenlere 5 bin lira idari para cezası kesecek. İdari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içerisinde ödenecek. İşlenen bir suçun gizlenmesi amacıyla bilgilerin yok edilmesi halinde işletme ruhsatı iptal edilecek.

Araç kiralama şirketleri, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde tüm kayıtlarını bilgisayarda tutacak, bilgisayar terminallerini genel kolluk kuvvetlerinin bilgisayar terminallerine bağlayacak, bir yıl içinde kiralanacak tüm araçlarda coğrafi tanımlamasını sağlayan sistem veya sistemler kuracak, genel kolluk kuvvetlerinin her an incelemelerine hazır bulunduracak. Bu şartı yerine getirmeyenlere, 10 bin lira ceza uygulanacak, fiilin tekrarında işletme ruhsatı iptal edilecek.

-İkinci sınıf emniyet müdürü, ilçe emniyet müdürü olabilecek

İkinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde olan polis amirleri; emniyet ve asayiş durumu, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikler, nüfus büyüklüğü, şehirleşme düzeyi gibi kriterler dikkate alınarak belirlenecek ilçelere, ilçe emniyet müdürü olarak atanabilecek.

Birimlerin kapatılması nedeniyle ihtiyaç kalmayan dekan yardımcısı, polis koleji müdürü ve müdür yardımcısı görev unvanları ile polis okullarının yüksek okula dönüştürülmesi ve koruma müdürlüklerinin daire başkanlığı seviyesinde yeniden yapılandırılmış olması nedeniyle polis okulu müdürü, polis okulu öğretmeni, cumhurbaşkanlığı koruma müdürü, başbakanlık koruma müdürü, TBMM koruma müdürü, polis okulu müdür yardımcısı, cumhurbaşkanlığı koruma müdür yardımcısı, TBMM koruma müdür yardımcısı, başbakanlık koruma müdür yardımcısı görev unvanları kaldırılıyor.

Polis amirleri; rütbe sırası ile komiser yardımcısı, komiser, başkomiser, emniyet amiri, dördüncü sınıf emniyet müdürü, üçüncü sınıf emniyet müdürü, ikinci sınıf emniyet müdürü, birinci sınıf emniyet müdürü ve sınıf üstü emniyet müdürü şeklinde olacak.

Rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelere terfiler ise düzenlemede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakate göre yapılacak.

-Bakan onayıyla emekliye sevk edilecek

Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren 5 yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen emniyet amirleri ile dördüncü, üçüncü ve ikinci sınıf emniyet müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartlara haiz olmak kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulu’nun teklifi ve bakan onayı ile emekliye sevk edilecek. Birinci sınıf emniyet müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresi 6 yıl olacak.

Meslekte fiilen iki yılını dolduran ve 45 yaşından gün almamış lisans mezunu polis memurları ile başpolis memurları ve kıdemli başpolis memurları arasında yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olanlardan, Polis Akademisi Başkanlığı’nca düzenlenecek ilk derece amirlik eğitimini başarıyla bitirenler komiser yardımcılığı rütbesine atanacak.

Polis alımındaki yaş şartı, mevcut düzenlemedeki gibi 28 olacak. Tasarının mevcut halinde bu yaş şartı 26’ya düşürülmüştü. Lisans mezunlarından KPSS’de bakanlıkça belirlenecek taban puanı alanlar arasından sınavın yapıldığı yılın, 31 Aralık tarihi itibarıyla 28 yaşından gün almayan erkek ve kadın adaylar arasından, sınavda başarılı olanlar polis meslek eğitim merkezlerine alınacak.

Emniyet teşkilatının her türlü göreviyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, mülki idare amirleri ve kendi amirlerince denetlenecek ve teftiş edilecek.

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte öğrenimine devam edenler dahil; polis eğitim kurumlarında ya da Emniyet Genel Müdürlüğü adına diğer yüksek öğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin, polis memuru ve komiser yardımcısı rütbelerine aday memur olarak atanmaları için, öğrenim süresini başarıyla tamamlamaları ve eğitim sonunda Polis Akademisi Başkanlığı’nca yapılacak sınavda başarılı olmaları gerekecek.

Elieyioğlu, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının, “casusluk”, “devletin birliğini bozmak” ve “kriptolu ve normal telefonların usulsüz dinlenmesi” iddialarına ilişkin soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan eski TİB Bilgi Sistemleri Daire Başkanı İlhan Elieyioğlu, Gölbaşı Adliyesine gelerek teslim oldu. 

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Harun Ceylan’a yaklaşık 4 saat ifade veren Elieyioğlu, tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. 

(AA)