Ölenlerin sayısı 4 bin 922’ye yükseldi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Ebola salgınında ölenlerin sayısının 4 bin 922’ye yükseldiğini bildirdi.

DSÖ’den yapılan yazılı açıklamada, 23 Ekim’e kadar büyük kısmı Batı Afrika’da yer alan Liberya, Gine ve Sierra Leone’de olmak üzere 10 bin 141 Ebola vakası tespit edildiği belirtildi.

Liberya’da 4 bin 665 vaka ve 2 bin 705 ölüm, Sierra Leone’de 3 bin 896 vaka ve bin 281 ölüm, Gine’de ise bin 553 vaka ve 926 ölüm tespit edildiği ifade edildi.

Ayrıca, 450 sağlık çalışanında virüs tespit edildiği, 244’ünün hayatını kaybettiği vurgulandı 

Ebola ve MERS’ten korunmanın yolları

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. İlyas Dökmetaş, Ebola ve MERS virüslerinden korunmak için öncelikle risk değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirterek, “Hastalığın görüldüğü ülkelere seyahatler zorunlu değilse ertelenmelidir. O bölgeye gidenler veya orada yaşayanlar suya ve sabuna dokunmalı, sık sık ellerini sabunlu suyla yıkamalıdır” dedi.

Dökmetaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1976’da Sudan ve Kongo’daki salgınlarda tespit edilen Ebola virüsünün, Afrika’da da değişik zamanlarda salgınlara yol açtığını söyledi.

Virüsün dezenfektanlara, ultraviyole ışınına duyarlı olduğuna, dış ortamda birkaç güne kadar canlılığını koruyabildiğine işaret eden Dökmetaş, Ebola isminin, hastalığın ilk görüldüğü Kongo’daki bir nehirden geldiğini ve kaynağının maymun, goril, şempanze, meyve yarasası, orman antilobu ve kirpi olduğunun düşünüldüğünü kaydetti.

Dökmetaş, hastalığa, kanamalı ateş şeklinde seyretmesi nedeniyle “Ebola Kanamalı Ateş Hastalığı” isminin verildiğini aktararak, virüsün, enfekte hastaların vücut sıvıları (kusmuk, idrar, dışkı, ter) ve kanına temasın yanı sıra kirlenmiş materyallerle temas veya cenazelerin defin işlemleri sırasında bulaşabileceğine dikkati çekti.

Dökmetaş, virüsün hayvanların kanı veya vücut sıvılarıyla temas edilmesinin yanında enfekte atıklar ve iyi pişirilmeden yenen etlerle enfekte su ile de bulaşabileceğini ancak hava yoluyla bunun gerçekleşmeyeceğini anlattı. 

“VİRÜS, ÖLENLERİN VÜCUTLARIYLA TEMAS SONUCUNDA DA BULAŞABİLİR”

Ebola’nın Orta Güney Afrika’da, Liberya, Sierra Leone, Gine ve Nijerya’da görüldüğünü, insanların sık sık seyahatleri nedeniyle virüsün İspanya ve ABD’ye geçtiğini dile getiren Dökmetaş, MERS virüsünün ise Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Katar gibi ülkelerde ortaya çıktığını, oradan da Avrupa’ya taşındığını kaydetti.

Prof. Dr. İlyas Dökmetaş, ağır zatürreye neden olan MERS’in insanlarda ilk kez 2012’de tanımlandığını, iki virüste de benzer belirti ve bulguların görüldüğünü anlatarak, şöyle devam etti:

“Virüs bulaştıktan sonraki 2-3 hafta içinde hastalığın belirti ve bulguları ortaya çıkar. Ebola’da ateş, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, baş ve kas ağrısı, eklem ağrısı, kanama ve ciltte döküntü görülürken, MERS’te ateş, öksürük, solunum yetersizliği, halsizlik, kas-eklem ağrıları gibi bulgular ön plana çıkar. Ateş ve diğer bulgular ortaya çıktıktan sonra insanlara bulaşma olabilir. İyileşen hastalar vücut salgılarıyla haftalarca virüsü etrafa saçmaktadır. Ölen kişilerin vücutlarıyla temas sonucunda bulaşma olduğu saptanmıştır. Hastaların yapılan kan incelemelerinde beyaz küre ve trombosit sayısında düşme, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma görülür. Zaman içinde bağışıklık sisteminin etkilenmesi, pıhtılaşma fonksiyonlarında bozulma ve şok tablosu gelişir, hastalar kaybedilir.”

“MERS ERKEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLMÜŞTÜR”

MERS’in erkeklerde daha sık görüldüğünü ve kronik hastalığı olan, vücut direnci düşen ve 60 yaş üstündeki hastalarda ölüm oranının daha yüksek olduğunu belirten Dökmetaş, tanı yöntemlerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat, o bölgeden gelen insanlarla yakın temas öyküsü, klinik-laboratuvar bulgularıyla (kan, balgam ve vücut sıvıları incelenerek) tanı konulur. Suudi Arabistan ve Orta Batı Afrika’ya seyahat edenlerde sıtma, tifo, dizanteri, leptospira enfeksiyonu, hepatit ve diğer kanamalı ateş hastalıkları da görülebilir. Bu hastalıklarla karıştırılabilir. Hekimler hastaları bu bakış açısıyla da değerlendirmelidir.

Ebola ve MERS’ten korunmak için öncelikle risk değerlendirmesi yapılmalı, hastalığın görüldüğü ülkelere seyahatler zorunlu değilse ertelenmelidir. O bölgeye gidenler veya orada yaşayanlar suya ve sabuna dokunmalı, sık sık ellerini sabunlu suyla yıkamalıdır. Hasta insan veya hayvanlardan, kalabalık ortamlardan uzak durulmalı, koruyucu sağlık önlemlerine riayet edilmeli, enfekte hayvan veya insana eldivensiz dokunulmamalıdır. Meyveler temiz suyla yıkandıktan sonra yenmeli, temiz su (şişe suyu veya kaynatılmış su) içilmeli, sebzeler ve etler iyi pişirildikten sonra tüketilmelidir.”

“HASTALIKLARDAN KORUNMAK İÇİN ENFEKSİYON ZİNCİRİNİ KIRMALIYIZ”

Her iki hastalıkta da hastaların önemli bir bölümünü sağlık çalışanlarının oluşturduğunu vurgulayan Dökmetaş, “Riskli bölgelere seyahat edenlerde ateş, baş ağrısı, kanama gibi bulgular olursa 21 gün süreyle takipleri yapılmalıdır. Hastalıktan korunmak için gazete ve televizyonlar konunun önemini, bulaşma ve korunma yollarını gündeme taşımalı, panik yaratacak ifadelerden kaçınılmalı, sağlık çalışanları bilgilerini güncellemeli, sağlık bakanlıkları ile hükümetler gerekli önlemleri almalıdır” dedi.

Dökmetaş, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Liberya, Sierra Leone ve Gine’de 9 bin 228 Ebola vakası tanımlandığını, bunların 4 bin 546’sının hayatını kaybettiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Ülkemizde Ebola virüsü taşıyan hasta tanımlanmamıştır. Ebola ön tanısıyla yatırılarak incelenen hastaların çoğuna sıtma tanısı konulmuştur. MERS ön tanısıyla ülkemizde yatırılarak incelenen hastalara da sıtma ve atipik zatürre tanıları konulmuştur. Sadece Suudi Arabistan’dan Hatay’a gelen bir kişiyeMERS tanısı konulmuştur.”

Ebola için hastalara destek tedavisi uygulandığını, solunum ve dolaşım desteği verilen, sıvı ve elektrolit kaybı karşılanan hastalarda uygun tedavisiyle ölüm oranlarının yüzde 90’lardan yüzde 60’lara düştüğünü aktaran Dökmetaş, “MERS için ise henüz aşı olmamakla beraber yine çalışmalar devam etmektedir. Hastalara destek tedavisi uygulanır, kan değerleri takip edilir. Hastalıklardan korunmak için enfeksiyon zincirini kırmalıyız” diye konuştu.  

“Sarı Toz”un sırrı çözüldü

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş, Ebola, mers virüsü ve konsolosluklara gönderilen tozla ilgili açıklamalarda bulundu.

Basın toplantısı düzenleyen Gümüş, şu ana kadar Hatay’da Suudi Arabistan’da çalışan bir kişinin mers virüsü sebebiyle vefat ettiğini belirtti.

Cuma günü İstanbul’daki ABD konsolosluğu başta olmak üzere bazı konsolosluklara zarf içerisinde gönderilen “sarı toz”la ilgili de açıklamalarda bulunan Gümüş, üst düzey laboratuarlarda yapılan incelemelerde söz konusu maddelerde biyolojik silah tabiri olarak kullanılabilecek bir toksine rastlanmadığını ifade etti. Şarbon ve veba gibi toksinlerin görülmediğini belirten Gümüş, dün gece itibariyle de kimyasal toksine rastlanmadığını söyledi.

Yapılan incelemelerde söz konusu tozların tebeşir tozu olarak kendilerine rapor edildiği bilgisini veren Gümüş, “Herhangi bir risk yoktur” dedi.

Gümüş, toza maruz kalanların Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gözetim altında tutuldukları ve dün de taburcu edildiklerini belirtti. Gümüş, Macaristan Konsolosluğu’nda çalışan 6 kişinin ise bugün taburcu edilebileceklerini söyledi.
 

ABD’de Ebola ile mücadele

ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Washington Fikirler Forumu”nda yaptığı konuşmada, Ebola virüsüyle mücadele kapsamında bu sabah, Batı Afrika’dan dönen ABD ordusu mensuplarının, virüsün kuluçka dönemi olan 21 gün boyunca gözlem altında tutulmasına yönelik genelge imzaladığını açıkladı.

Bu genelgeyi ABD Genelkurmay Başkanlığı ile komutanlardan gelen teklif üzerine yürürlüğe koyduklarını belirten Hagel, bu politikanın da iki gün önce İtalya’daki üsse dönen 11 Amerikan ordu mensubu için uygulamaya şimdiden konulduğunu bildirdi.

Hagel, Liberya’da diğer kurumlara göre ABD Savunma Bakanlığından daha fazla personel bulunduğunu ve bu kişilerin oraya gönüllü olarak değil görev icabı gittiğini ve genç bir grubu oluşturduğunu dile getirerek, bu yeni politikayı ordu mensupları ve aileleriyle de müzakere ettiklerini kaydetti.

Chuck Hagel, ayrıca politikanın nasıl uygulanacağının 15 gün içinde geliştirileceğini ve politikayı 45 gün boyunca gözden geçireceklerini anlattı.
 

Suudi Arabistan’da Corona virüsü

Suudi Arabistan’da ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu (SARS) hastalığının türevi olan Corona virüsüne yakalanan bir kişinin daha hayatını kaybettiği 6 kişinin de virüse yakalandığı bildirildi.

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Taif’te Corona virüsü nedeniyle 84 yaşındaki bir yabancının yaşamını yitirdiği, 6 kişinin de hastalığa yakalandığı belirtildi.

Hastalığın ilk ortaya çıktığı Eylül 2012’den bu yana Corona virüsüne yakalananların sayısının 786’ya, ölenlerin sayısının 334’e yükseldiği aktarılan açıklamada, 435 kişinin iyileştiği, 17 kişinin ise tedavisinin devam ettiği kaydedildi.

SARS’ın değişik türü Corona virüsü, ilk olarak Eylül 2012’de tespit edildi. Suudi Arabistan başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinin korkusu haline gelen virüs, akciğerleri ve böbrekleri tahrip ediyor. Bağışıklık sistemini çökerten virüsün, uzun süreli yakın temasla bulaştığı belirtiliyor. Kaynağı hakkında yeterli bilgi olmayan virüse karşı henüz koruyucu aşı veya ilaç tedavisi bulunmuyor.