Barbaros Deniz Grubu yurda döndü

Afrika Kıtası’nı baştan sona dolaşarak, 19’u ilk kez olmak üzere 24 Afrika ülkesindeki 25 limanı ziyaret eden Barbaros Türk Deniz Görev Grubu (TDGG) için Gölcük Donanma Komutanlığında karşılama töreni düzenlendi.

TCG Gediz (F-495) ve TCG Oruçreis (F-245) fırkateynleri ile TCG Heybeliada (F-511) Korveti ve TCG YB. Kudret Güngör (A-595) gemilerinden oluşan Barbaros TDGG, alkışlar eşliğinde Poyraz Rıhtımı’na yanaştı. Tören mangasının tüfekli gösterisi büyük ilgi gördü.

Barbaros TDGG Komutanı Tuğamiral Ali Murat Dede, görev sonu raporunu Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu’na sundu.
Bostanoğlu, törende 2 fırkateyn, 1 korvet, 1 lojistik destek gemisi, 3 helikopter ve 820 personelin görev yaptığı Barbaros TDGG’nin, 102 günlük görevini başarıyla tamamlayarak, ana üsse döndüğünü söyledi.

“Barbaros TDGG’nin tarihi Afrika seyri, aynı zamanda Deniz Kuvvetlerinin hedef, vizyon ve başarılarının, kurumsal ve tarihi dinamiklere dayandığının en güzel örneğidir” diyen Bostanoğlu, “Gemilerimiz, faaliyet süresince 28 bin kilometre yol katetmiştir. Türk denizcilerinin yüzyıllar önce sancak gösterdiği sularda icra edilen Afrika seyrinin en önemli bölümü, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde deniz atış alanındaki güdümlü mermi ve top atışları oluşturmuştur” ifadesini kullandı.

“BARBAROS TDGG’NİN BAŞARISINDA TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKADAKİ ROLÜ BÜYÜK”

“Barbaros TDGG’nin başarısında Türkiye’nin dış politikadaki rolü büyük” diyen Bostanoğlu, “Anavatanda güçlü olmak için denizde güçlü olmak, dünyada söz sahibi olmak için tüm denizlerde var olmak” ilkesiyle hareket ettiklerini vurguladı.
 

Balkanlar’da barış dünyanın yararına

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Makedonya Meclis Başkanı Trajko Veljanovski ile baş başa görüşmesinin ardından, heyetler arası görüşmelere geçildi.

Burada yaptığı konuşmada Çiçek, heyeti Türkiye’de görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Veljanovski’nin üçüncü kez seçildiğini, bunun önemli bir başarı olduğunu belirten Çiçek, Veljanovski’yi tebrik etti. Çiçek, Makedonya’da yeni hükümetin kurulmasından da memnun olduklarını vurgulayarak, hükümete başarılar diledi.

Çiçek, “Balkanlar’ın kilit ülkesi” şeklinde nitelendirdiği Makedonya’nın, barış, huzur, istikrar ve refahın temini, tesisi bakımından özgül ağırlığının çok yüksek olduğunu söyledi.

İki ülke yöneticileri arasında çok samimi işbirliği, diyalog ve kararlılık bulunduğuna işaret eden Çiçek, halkın temsilcileri, Meclis Başkanları ve milletvekilleri olarak bu sürece azami katkıyı vermeleri gerektiğinin altını çizdi. Çiçek, bu yöndeki çabalardan memnun olduklarını, bunu daha da artırmaları gerektiğini dile getirdi.

Çiçek, iki ülkedeki dostluk gruplarının çabalarını desteklemeleri gerektiğini vurgulayarak, ihtisas komisyonları, meclis bürokrasisi ve uluslararası platformlarda da iki ülke temsilcileri, milletvekillerinin dayanışma içinde olmasına önem verdiklerini anlattı.

“HEDEFİMİZ 1 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAK”

Siyasi ilişkiler iyi olunca, bunun doğal sonucu olarak ekonomik, ticari ve diğer alanlardaki ilişkilerin de gelişeceğini vurgulayan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hedefimiz, en kısa sürede ticaret hacmimizi, birlikte, yoğun çabayla 1 milyar dolara çıkarmaktır. Bunun imkanı vardır diye düşünüyorum. İşadamlarımızın orada ticaret yapmasını, doğrudan yatırım yapmasını teşvik ediyoruz, yaklaşık 100 şirketimiz orada yatırım yapıyor. Siz onlara iyi evsahipliği yaparsanız, cesaretlendirirseniz, teşvik ederseniz, iki tarafın da yararına olur, dostluk ve işbirliğimizi daha da kalıcı hale getirir. Sayın Başbakanınız, eylülde Türkiye’yi ziyaret edecek, bu ziyarette ekonomik, ticari ve diğer konular konuşulacaktır ve önemli bir ziyaret olarak değerlendiriyoruz. Bu yönde yapılacak birçok iş var, karma ekonomik komisyon toplantıları, ikili ziyaretler, bakan ve başbakanlar düzeyindeki ziyaretlerle, bu konularda daha çabuk mesafe alırız.

Bir başka ilişki alanımız, eğitim ve kültür alanı. Orada Osmanlı mirası birçok eser var, orada sizin de vatandaşınız olan onların da orada huzur, barış içerisinde Makedonya’nın kalkınmasına azami katkıyı vermesi için bir Türk varlığı var. Bu eserlerin korunması, restorasyona önem veriyoruz. Bu konudaki çabalarınıza, anlayışınıza teşekkür ediyoruz. TİKA aracılığıyla orada birçok proje yürütüyoruz. Eserlerin tekrar fonksiyonel hale gelmesi hem turizm ve hem kültürel mirasın korunması açısından önemli gayretler. Sizin bu yöndeki müzaheretiniz de önemli olacak, bundan dolayı da teşekkür ederim.

Sizin BM İnsan Hakları Konseyi adaylığınızı destekledik, seçilmenizden memnuniyet duyduk. Ümit ediyoruz ki siz de 2015-2016 BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için bu desteği bizden esirgemezsiniz.”

“HER ZİYARET YENİ BİR ZİYARET VE İŞBİRLİĞİNİ DOĞRUYOR”

Makedonya Meclis Başkanı Trajko Veljanovski de kardeş ve dost ülke Türkiye’yi ziyaretinden dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.

Veljanovski, yeni görevindeki ilk ziyaretinin Türkiye’ye yapmasının önemli olduğunu dile getirdi.

İki ülke vatandaşları arasında çok iyi ilişkiler bulunduğunu ifade eden Veljanovski, ikili görüşmeler yapıldığını, geçen yıl dostluk gruplarının Türkiye’yi ziyaret ettiğini, bu yıl da Türkiye’yi beklediklerini kaydetti. Veljanovski, her ziyaretin, yeni bir ziyareti ve işbirliğini doğurduğuna işaret etti.

Veljanovski, her zaman Türkiye’den politik ve siyasi destek aldıklarını ifade ederek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.

Makedonya’nın, Türkiye’den gelen yatırımcılara her zaman açık olduğunu vurgulayan Veljanovski, “Umuyorum, Başbakanımızın Türkiye’ye ziyareti sayesinde ülkemize daha fazla yatırımcı gelecektir. Türk mili kimliği, Makedonya’da saygıyla karşılanıyor. Makedonya’daki Türkler sadık vatandaşlardır. Türk varlığı, Makedonya’nın çok kültürlü yaşam anlayışının önemli bir ritmini oluşturuyor” diye konuştu.

“TEKRAR ORAYA DÖNMEMESİ LAZIM”

Meclis Başkanı Çiçek, Veljanovski’nin, seçildikten sonra ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmasının incelik, nezaket olduğunu belirterek, bu hassasiyet dolayısıyla teşekkür etti.

Türkiye-Makedonya ilişkilerini daha da örnek ilişki haline getirmelerinin ellerinde olduğunu dile getiren Çiçek, bunun için karşılıklı çaba harcamaları gerektiğini söyledi.

Çiçek, Balkanlar’ın geçmişte istikrarsızlığın ve acıların yaşandığı bir coğrafya olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Tekrar oraya dönmemesi lazım. Bunun için güneydoğu Avrupa ülkeleri parlamentolar arası işbirliği bu anlamda önemli. Bunu daha da kurumsallaştırmamız lamız. Günümüz dünyasında ortalık karıştı mı bundan herkes olumsuz etkileniyor. Buna en açık örneği Suriye, Irak, Ukrayna’dır. Bölgede yeteri kadar rahatsız edici unsurlar var. Balkanlar’da barış ve istikrar hem iki ülkenin hem Balkan ülkelerinin hem de dünyanın yararınadır. Onun için bu yönde ortak çabalarımızı sürdürmemiz lazım.

Balkanlarda önemli gelişmeler var, memnuniyetle takip ediyoruz ve sonuçları itibariyle memnuniyet duyuyoruz. Özellikle Balkan ülkelerinin, AB ile ilişkilerini önemsiyoruz, çabalarını olumlu buluyoruz. Umut ederiz Makedonya bu işin dışında kalmasın, o da sürece dahil olsun.”

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, görüşmenin ardından Makedonya Meclis Başkanı Trajko Veljanovski ve beraberindeki heyet onuruna öğle yemeği verdi.
 

Komisyon üyeleri madende sofra kurdu

TBMM Soma’daki Maden Faciasını Araştırma Komisyonu Başkanı Ali Rıza Alaboyun, Soma’daki faciaya ilişkin, “Soma’daki, çok basit tedbirle önlenebilecek kazayken oradaki aşırı derece üretim hırsından, çok basit güvenlik önlemini ihmalden kaynaklanan bir kaza. Tabii bunun sonucunu oradaki bilirkişi ve uzman arkadaşlarımız açıklayacak. İlk bulgular bu yönde” dedi.

Madenci kıyafetleri giyerek başlarındaki baret ve lambaların yanı sıra oksijen maskeleriyle, 1992’de 263 madencinin hayatını kaybettiği Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessese Müdürlüğü kömür ocağında yerin 425 metre altına inen komisyon üyeleri, basının alınmadığı incelemeler kapsamında 2,5 saat kaldıkları ocaktan çıktı.

Komisyon Başkanı Ali Rıza Alaboyun, 13’ü milletvekili ve 7’si uzman 20 kişilik heyet adına gazetecilere yaptığı açıklamada, deniz seviyesinden 425 metre aşağıdaki galeriye indiklerini, kömür üretimine az da olsa katkıda bulunduklarını söyledi.

İşçilerle öğle yemeği yediklerini anlatan Alaboyun, “Onların çalışma şartlarını yerinde gördük. Kömür ocaklarının bölgelere göre farklı özellikleri var. Buranın grizu oranı çok yüksek. Bununla ilgili yer üstündeki izleme odasından gerekli bilgileri aldık. Zonguldak, üretim şartlarının en zor olduğu maden ocaklarına sahip. Böyle şartların olduğu madenlerde güvenlik en üst düzeyde alınmış” diye konuştu.

Alaboyun, madencilerin çiplerle ocağın neresinde olduklarının takip edildiğini anlatarak, şunları kaydetti:

“Gazla ölçülüyor, tedbirler alınıyor, uyarılar yapılıyor. Biz de aşağıdayken böyle uyarı anonsları geldi. Bu, iş sağlığı ve güvenliğinin ileri düzeyde olduğunu gösteriyor. Gerçekten TTK’da birikim, madencilik kültürü var, bunun yaşatılması lazım. İnşallah buralardan edindiğimiz bilgiler neticesinde Türkiye’deki kömür madenciliğine yönelik yeni düzenlemeler, yönetmelikler önerilecek.”

Avustralya’daki ocaklarla buradakileri karşılaştırmanın mümkün olmadığını vurgulayan Alaboyun, “Orada ocaklar çok düz, damarlar çok kalın, üretim çok basit. Burada öyle değil. Bizim madencilerin tecrübesi, bilgi ve birimi o yüzden dünyada takdir edilecek düzeydedir” dedi.

Alaboyun, TTK tahlisiye ekiplerinin Soma’daki başarılarını yakından gördüklerini, onların tecrübelerinden de yararlanacaklarını dile getirdi.

Maden Fakültesi mezunu olduğunu, geçmiş yıllarda Karadon bölgesinde de staj yaptığını belirten Alaboyun, siyasete atılıncaya kadar işlerinin madencilik olduğunu anlattı.

MADENCİLERİN ÇALIŞMA SAATLERİ

Alaboyun, komisyon üyelerinin kömür bölgesindeki milletvekillerinden oluştuğunu, uyum içinde çalıştıklarını ifade ederek, şöyle dedi:

“Raporumuzu yazıp ,Türkiye’nin köklü sorununa çözüm olarak iyi adım atacağımız kanaatindeyim. İşçiler de sorunlarını anlattı. Sayın Başbakanımızın çalışma saatinin 7,5’tan 6’ya indirilmesiyle ilgili teklifi olmuştu. İşçiler, ‘toplamda bu saat aynı olsun ama günlük çalışma saatlerimizden vazgeçmeyelim, hafta sonu iki gün tatil yapalım’ istiyor. Bize de makul geldi. Bunu önereceğiz.”

SOMA’DA FACİA BASİT TEDBİRLE ÖNLENEBİLİRDİ

TTK Kozlu’da 3 Mart 1992’deki grizu patlamasında 263 madencinin hayatını kaybettiği hatırlatılan Alaboyun, “Soma’daki, çok basit tedbirle önlenebilecek kazayken oradaki aşırı derece üretim hırsından, çok basit güvenlik önlemini ihmalden kaynaklanan bir kaza. Tabii bunun sonucunu oradaki bilirkişi ve uzman arkadaşlarımız açıklayacak. İlk bulgular bu yönde. Buradaki grizu ise farklı” diye konuştu.

Alaboyun, Zonguldak’taki maden ocaklarının doğasında grizu olduğuna dikkati çekerek, şunları vurguladı:

“1 ton kömürde 12-25 metreküpe yakın grizu var. Birdenbire grizu boşalıyor. Dolayısıyla yüzeyden grizuyu drenaj etmek için teklifimiz olacak. Onunla ilgili gruplarla görüşebilirsek, Torba Yasa’ya düzenleme koydurmaya çalışacağız çünkü riskin olduğu yere anında müdahale etmezsek, bu iş sonradan sıkıntılara neden olabilir. Metan drenajını belli orandaki kömürler için zorunlu hale getirmeyi düşünüyoruz. Buraya gelerek aldığımız bilgileri yaşadığımız tecrübeler sonucu elde ettik. Olayları yerinde görmenin önemi var.”

Yerin altından kömür de çıkarttıklarını dile getiren Alaboyun, 7 bin kalorilik koklaşabilir taş kömürünü komisyona götüreceklerini, gezinin anısı olarak orada bulunduracaklarını aktardı.

Ocaktan çıktıktan sonra bir süre yerde oturan bazı iktidar ve muhalefet milletvekillerinin birbirleriyle şakalaşmasının ardından komisyon üyeleri, fotoğraf çektirdi.

AA
 

Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama

Dışişleri Bakanlığı, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi tarafından kabul edilen Türkiye ve KKTC’deki Hristiyan mirasıyla ilgili yasa tasarısına ilişkin ABD’den net bir tutum ortaya koyması çağrısında bulundu.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nin oturumunda, “Türkiye ve KKTC’deki Hristiyan mirasına ilişkin olarak yersiz eleştiriler, yanlış bilgiler ve mesnetsiz ithamlar içeren bir yasa tasarısının (H.R.4347) oy çokluğuyla kabul edildiği” belirtildi.

Açıklamada, 2000’li yıllardan bu yana devam etmekte olan reform süreci çerçevesinde, gayrimüslimlere ait cemaat vakıfları tarafından başvuruda bulunanlardan şu ana kadar yüzlerce taşınmazın cemaat vakıfları lehine tescilinin sağlandığı, birçok taşınmazın bedelinin ödendiği hatırlatıldı. Bu süreçte, Türkiye’nin pek çok tarihi gayrimüslim ibadethanesini restore ederek dini ayine açıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin gayrimüslim azınlıklara mensup vatandaşları dahil tüm vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi yönünde attığı somut adımlar ortadayken, ABD Kongresindeki Türkiye’ye hasım çevrelerin, yapıcı olmaktan uzak, haksız iddialarla dolu bu gibi tasarruflara iç siyasi kaygılarla öncülük etmesi kabul edilemez. Bu çevrelerin diğer dinlere ve kültürel miraslarına yönelik olumsuz gelişmeleri göz ardı ederken, tek bir dine ait kültürel miras konusunu öne çıkarmaları evrensel değerlerle uyuşmadığı gibi ABD’nin çok kültürlü yapısı ile de çelişki oluşturmaktadır.

Bu tasarruf, ülkemiz bakımından herhangi bir hüküm doğurmadığı gibi, bölgesel ve küresel çapta karşı karşıya bulunulan sınamalar bağlamında her zamankinden daha fazla işbirliği ve dayanışma içinde olmayı hedeflediğimiz ABD’yle varolan ortaklık ve ittifak ilişkilerimizin ruhuyla da bağdaşmamaktadır.”

Açıklamada ayrıca, ” ABD Kongresinde bu gibi sorumsuz adımlara öncülük eden ve destek verenler, Türkiye-ABD ikili işbirliğine olduğu kadar kendi ülkelerinin çıkarlarına da zarar vermektedirler.ABD yönetiminin müttefiklikle bağdaşmayan bu sorumsuz davranış karşısında net bir tutum ortaya koymasını ve Türk-Amerikan ilişkilerine değer veren çevrelerin de keza sessiz kalmamalarını önemle bekliyoruz” denildi.

AA
 

“Türkiye, Mısır, Ukrayna gibi olacaktı”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Türk Hava Yolları Teknik AŞ Havacılık Bakım Onarım Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin böğrüne saplanmak istenen bu hançeri dimdik durarak kararlı bir şekilde üzerine giderek engellememiş olsaydık, halimiz çevremizde gördüğümüz ülkelerden farklı olmazdı. Bir Ukrayna’ya, bir Mısır’a döndürürlerdi. Mısır’da, Ukrayna’da, Suriye’de ne yapmak istiyorlarsa aynısı Türkiye için de yapılacaktı” dedi.

Türk bayrağını dünya çapında başarıyla, gururla taşıyan THY’nin her bir mensubunu, gayretleri, fedakarlıkları, çalışkanlıkları için kutlayan Erdoğan, Havacılık Bakım Onarım Merkezi’nin, THY’yi daha da ileriye götüreceğine inandığını ifade etti.

Projenin yaklaşık 550 milyon dolarlık finansmanının THY’nin öz kaynaklarıyla karşılanmasının önemine işaret eden Erdoğan, projenin Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı için yeni bir açılım ve atılım anlayışını taşıdığını belirtti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Son teknolojiyle donatılan bu merkezin gerek inşaatı gerekse işletmesiyle enerji ve çevre dostu olarak tasarlanmış olmasından da ayrıca milletim adına onur duyuyorum. Toplam 3 bin 100 kişinin çalışacağı, yılda 500 milyon dolar ciro elde edilmesi beklenen bu tesisle ülkemizin havacılık tarihinde yeni bir sayfa, yeni bir dönem açılmış oluyor. Bu tesisin hizmete girmesiyle Türkiye artık, uçak bakım, onarım pazarında da iddialı bir konuma yükselmiş bulunuyor. Pek çok alanda dünyanın bölgesel ve küresel anlamda özellikle bir merkez olma hedefine yaklaşmış bulunuyoruz. Artık İstanbul, havacılığın da diğer faaliyetleriyle birlikte bakım ve onarım konusunda lider bir şehir haline geliyor. Ülkemiz dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefine yürürken, 2023 hedefini burada ifade ediyorum, THY’nin de dünyanın en büyük 10 havayolu şirketinden biri haline gelmek için attığı kararlı adımları takdirle takip ediyorum. Türkiye’nin 2023 vizyonunun tamamlayıcısı olarak gördüğüm bu tür hamlelerin, atılımların diğer kurumlarımızı da örnek olarak teşvik etmesini istiyor, onlara ayrı bir heyecan kazandıracağına da inanıyorum.”

Son 12 yılda Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en güzel örneklerinden birinin havayollarında kat edilen mesafe olduğunu dile getiren Erdoğan, “Biz 12 yıl önce yola çıkarken, o zaman Ulaştırma Bakanıma, Sayın Binali Yıldırım’a, meydanlarda bunu çok dillendirdik, ‘Biz havayolunu halkın yolu yapacağız’ dedik. Çünkü, uçaklarla seyehat etmek, ülkemde her vatandaşımın imkanı değildi. Bu şartları oluşturmak, bu şartları geliştirmek kolay olmadı. Malum 26 havaalanımız vardı ama şimdi 52 havaalanımız var. Bu ağ daha da genişleyecek. Dolayısıyla benim vatandaşım, evinden arabasına veya bir taksiye bindiği zaman yarım saatlik bir mesafede, en uzak yerde bile havaalanına ulaşabilir hale gelecek. Bu, ‘vakit nakittir’ noktasından zamanın en iyi şekilde değerlendirildiği dünyamızda Türkiye’nin yakaladığı bir nokta olacaktır” diye konuştu.

THY 1 NUMARA OLDU

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte havayolu ulaşımının sadece ayrıcalıklı, gelir düzeyi yüksek kesimlerin kullanabileceği bir lüks olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bugün lüks otobüs firmalarının fiyatıyla neredeyse uçakla yolculuk edebilir hale geldik. Vatandaşlarımızın çok büyük bölümü uçağı belki sadece havada görüyordu. Az önce reklamda gördüğümüz gibi Iğdır’daki yavrularımızın şöyle sırtüstü yatarak, çocukluğumuzda biz de yapardık, uçakları seyrettiği gibi… Ama şimdi Iğdır’da artık uçak var. Oraya kadar artık uçaklarımız gidiyor ve onunla ne zaman seyahat edeceğiz diye hayal ediliyordu, şimdi onlar geçti. Ülkemizin az sayıdaki şehrine sınırlı sayıda uçuş vardı. Yurt dışı seyahatleri derseniz, belli ülkeler haricinde daha ziyade yabancı havayollarının hakimiyetindeydi ama şimdi dünyada artık Türkiye, THY 1 numara oldu. En çok ülkeye, en çok noktaya uçabilen bir ülke olduk. Türkiye’nin tüm meseleleri gibi tüm eksikleri, tüm hayalleri gibi bu konuya da el attık. Kadrolarımızı oluşturduk, projelerimizi geliştirdik ve süratle hayata geçirdik.”

İç hat yolcu sayısının 2003’te 9 milyonken bu rakamın 2013’te 76 milyon olarak gerçekleştiğini, yurt dışında 60 noktaya uçuş yapılırken bu sayıyı da 106 ülkede 236 noktaya çıkardıklarını belirten Erdoğan, bu dönemde uçak sayısını ve uçuşlarda verilen hizmet kalitesinin sürekli arttığını ve THY’nin prestijinin uluslararası alanda sürekli yükseldiğini dile getirdi.

DENİZ ÜZERİNDE HAVALİMANI

“Bu alandaki atılımlarımız tüm hızıyla devam ediyor. Karadeniz’de Ordu ile Giresun arasında ülkemizde ilk defa deniz üzerinde bir havalimanını şu anda inşa ediyoruz” diyen Erdoğan, gözleriyle törene katılanları tarayarak, “Arıyorum arıyorum Cengiz’i bulamıyorum” şeklinde espri yaptı.

Bunun üzerine ayağa kalkan iş adamı Mehmet Cengiz’e, “Ne zaman bitiyor bu havalimanı?” diye soran Erdoğan, Cengiz ile projenin bitim tarihi konusunda konuştu.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Altyapı bitti, helikopterle gittim, gezdim, indim, gördüm. Şu anda yıl sonuna kadar da üst yapı bitecek. Bu ne demek? Çarşamba’dan bir defa Samsun’a gidebiliyorsun, Ordu’ya gidebiliyorsun. Şimdi Ordu Havalimanı yapıldığı zaman Giresun’a gideceksin, alternatif, Ordu’yu kullanacaksın, aynı şekilde Trabzon’da bir sıkıntı olsa, mevsimsel koşullar da olabilir, alternatifler çoğalıyor. Örneğin şimdi Artvin ile Rize arasında da havaalanı inşallah başlıyor. O da bittiği zaman Artvinli Batum’dan da istifade edebilecek, buradan da istifade edebilecek. Rizeli, Trabzon’dan da istifade edebilecek, Rize’de yapılan da istifade edebilecek. Alternatifleri çoğalttıkça artık benim insanımın, şuraya ulaşırken acaba benim sıkıntım derdim ne olacak sorusunun cevabı karşılanmış oluyor. Biz buyuz. Geldiğimizden bu yana bunların adımını attık. Yılda 2 milyon yolcuya hizmet verecek, inşallah bu havalimanı Ordu-Giresun, bunu yıl sonu ya da önümüzdeki yılın başı itibariyle hizmete açıyoruz. Adana ile Mersin arasında yapacağımız Çukurova Bölgesel Havalimanı devam ediyor, onunla ilgili çalışmalar da ileri bir safhaya ulaştı.”

ENGELLERİ AŞA AŞA TEMELİ ATTIK

Başbakan Erdoğan, bu projelerin en önemlisi olarak İstanbul’da temeli yeni atılan havalimanını göstererek, bununla ilgili çalışmaların da süratle devam ettiğini anlattı.

Bu projenin çok büyük, önemli, ülkeye havacılık ve ekonomik anlamda ciddi katkılar sağlayacağını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Dünyanın en büyüğü olacak bu havalimanının ilk etabını, 29 Ekim 2017’de açmayı hedefliyoruz. Sevgili kardeşlerim, çok engellendik. Önümüzü çok kestiler. Yargıda malum bu ‘paralel yapı’ denilen zihniyet çok engellemeye çalıştı. Bütün bunlara rağmen, bu engelleri aşa aşa hamdolsun temeli attık. Şimdi inşaatlar hızla devam ediyor, inşaat devam ederken bir taraftan da iş makineleri kamyonlar da yeni araçlar, yeni gereçler yurt dışından geliyor. Onlar da inşallah 1 ay içinde tamamen gelmiş olacak ve adeta orada yoğun şantiye çalışmaları harfiyatlar, vesaire bunlar devam edecek. Hem Gezi olaylarının hem 17 ve 25 Aralık tarihlerinde girişilen paralel devlet yapılanması kalkışmasının hedeflerinden birisi unutmayın, bu projeydi. Niye? Türkiye dünyada birinciliği bu alanlarda almasın. İçeriden de dışarıdan da… İsteseler de istemeseler de alacağız, yapacağız, gerçekleştireceğiz.”

AA